BAŞYAZI / Allah Çok Bağışlayandır
Şubat 2019 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI / Allah Çok Bağışlayandır

Rabbimiz yüzlerce ayet-i celilesinde bağışlayıcı ve merhamet edici olduğunu ilan etmiştir. Kullarının kendisinden bağışlama dilemelerini de beyan buyurmuştur. Kullarının birbirlerini de bağışlamalarını beyan buyurmuştur. Yeryüzünün huzur ve sükûnu için affedici olmaya insanların ne kadar da ihtiyacı var.

İnsanlık tarihine baktığımızda zulüm ve katliamların çoğunun arka planında iki kişinin birbirlerini affetmeyişine şahit olmaktayız. Kimi zaman bu iki kişi yuva yıkar, kimi zaman bu iki kişi devletleri yıkar, kimi zaman da dünyayı yakar. Birbirlerini affedemeyen o iki kişi binlerin, yüz binlerin, milyonların canlarına mal olur. Elbette ki bu iki kişi biz anlaşamadık demez, kitleleri peşinden sürükleyebilmek için onlarca bahaneler uydurur.

Aklıselim toplumlar, kim olursa olsun, bu zalimlere fırsat vermemelidirler. Bu zalim ister kâfir, ister Yahudi, ister Hıristiyan, ister Müslüman olsun fark etmez. Bir zalim, saltanatının bekası için milyonların helakine sebep oluyor. Eğer Allah’ın kulları, Allah’ın kendilerine mühlet verip affettiği gibi birbirlerine mühlet verip affedebilselerdi, bugün dünyanın çehresi böyle mi olurdu?

“Yusuf dedi ki: bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.” (Yusuf, 92) Yusuf’ça bağışlamak gerek kimi zaman kan kardeşlerini, kimi zaman din kardeşlerini, kimi zaman da âdemoğullarını. Peygambercesine bağışlayasın ki bağışlanasın.

Rabbimiz: “Her kim de sabreder ve bağışlarsa işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.” (Şura, 43) buyurmaktadır. Bırakın kuyuya atılmaları, ölüme terk edilmeleri, yan gözle bakanların bile birbirlerini affedemediği bir dünyada yaşamaya mahkûmuz maalesef.

Üçüncü dünya savaşı senaryolarının yazıldığı şu günlerde insanlar kendilerinden öncekilerin başına gelenlerden ibret almamış gibiler. Zaten batılın adamları Müslümanların ve tüm insanlığın gözünün içine baka baka zulümlerini devam ettirmektedirler. Aslında hak ve batılın savaşı hiç bitmedi bitmeyecek de, kıyamete kadar devam edecek. “Su uyur düşman uyumaz” sözü de bu hakikati dile getirmektedir. Uyuyanlar da hep kaybetti.

Osmanlının yıkılması ile bir manada sahipsiz kalan, parçalanan ümmetin fertleri, Mekke müşriklerinin yaptığı gibi yakalandığı yerde ezilmektedir. Doğu’da da Batı’da da akan kan Müslüman kanı maalesef. Ağıt yakmaktan kurtulup, destan yazmaya başlayamadık. Zalimlerin korkulu rüyası, mazlumların ümidi olamadık. Dün Fas’ta, Cezayir’de, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Moro’da, Bosna’da, Irak’ta, Libya’da. Dünden beri Filistin’de, bugün Suriye’de zulümlerine devam etmektedirler. Ya Rabbimiz kullarına mühlet vermeseydi, onları bağışlamasaydı halleri nice olurdu?

Rabbimiz: “O, kullardan tevbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.” (Şura, 5) buyurmaktadır. Bununla birlikte küfrü, şirki, zulmü ömür boyu meslek edinenlerin de bağışlanması elbet söz konusu olamaz.

Rabbimiz: “İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar(!)” (Bakara, 175);

“Allah inkâr edenleri ve zulmedenleri asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.” (Nisa, 168) buyurmaktadır.

Tevbe edip kendini düzeltenlere de; Rabbimiz: “Her kim de işlediği zulmün arkasından tevbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Maide, 39) buyurmaktadır.

Bu ilahi hakikatlerin tüm insanlığa duyurulması boynumuzun borcudur. Aksi halde Allah’ı inkâr edip zulmederek azabı satın alan bu insanlar mahşer günü bizden hesap soracaklar. Niçin bizi uyarmadınız, niçin yanlışlarımızı söylemediniz diyeceklerdir. Allah hepimizin Allah’ı, peygamberler hepimizin peygamberi de, âdemoğulları Allah’a kul peygamberlerine ümmet olamadıkları için insanlık felaketler yaşamaktadır.

Yıllar önce Almanya’nın Hamburg şehrinde birkaç saat görüştüğümüz Hıristiyan din görevlisinin ilahi hakikatler karşısında susup son söz olarak “Bugün Allah bize bir imam gönderdi” demiş olması çok manidardır.

Rabbimiz: “Allah’a ve peygamberine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükâfatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edicidir.” (Nisa, 152) buyurmaktadır.

Savaşları, din savaşları gibi göstermek dinlere ihanettir. Çoğu savaşlar çıkar ve menfaat savaşlarıdır. Dinler çıkar ve menfaatlere alet edilmiş, dinler kullanılarak insanlar savaştırılmıştır. Nitekim aynı dine mensup olanların savaşları da bunun en bariz örneğidir. Gerçek din çareyi savaşta aramaz, çaresizlere çare olmakta çaresiz kalınca, çaresizlere çare olmak için, Allah için cihad eder. Mü’min, nefsi için asla savaşmaz.

Rabbimiz: “Allah’tan bağışlama dile, şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nisa, 106) buyurmaktadır. Her halde Rabbimizden bağışlanma dilemeliyiz. Rabbimiz de kendisinden neleri nasıl isteyeceğimizi, nasıl yalvarıp yakaracağımızı da bize bildirmiştir.

“Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamızsın, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara, 286)

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” (İbrahim, 41)

Bağışlanmak çok güzel bir mutluluktur. İster ilahi olsun, ister beşeri olsun. Zulmettiniz, haksızlık ettiniz, yakayı ele verdiniz. Mahkemede davacı davasından vazgeçiyor, bağışlıyor. Ya canınızı ya da malınızı, bu mutluluğun tarif mümkün mü? Ya bu bağış mahşer günü ateşten kurtulup cennete girmek şeklinde olursa, bu mutluluğu tarif etmek hiç mümkün mü?

“Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.” (Âl-i İmran, 133) Rabbimiz; istikametiniz cennettir, unutmayın, oyalanmayın, geride kalmayın, cennete koşun buyurmaktadır. Cennete götüren yollardan biri de Rabbinden affını dilemek, başkalarının affını dilemek ve affetmektir.

“Melekler ise, Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Şura, 5)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2019

Sayı: 367

İlkadım Arşiv