BAŞYAZI- Ailenin Önemi
Eylül 2020 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Ailenin Önemi

Allah’ımız, ilk insandan itibaren insan neslinin devamını evlilik hayatıyla meşru kılmıştır. Bu evlilik de nikâh akdi ile meşru hale gelir. Hayvanlarda bile aile hayatında bir düzen olunca en mükemmel şekilde yaratılan insanın aile düzeninin olmaması elbette düşünülemez. Ailenin inşasında ve ibkasında ilahi ahkâma ne kadar riayet edilirse, aile olmanın gayesine o kadar ulaşılmış olunur. İnsanın iffetini muhafaza eden en güzel şey evliliktir. İlahi ve nebevi öğreti hep evliliği teşvik etmiştir. İlahi ölçülerde kurulmuş bir yuva dünyanın cennetidir. Eşler Allah adına nikâh akdi ile birbirine bağlanırlar. Nikâh dışı beraberlikler insan fıtratına aykırıdır. Rabbimiz bu tür birliktelikleri haram kılmıştır.

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum/21)

Aile yuvasının teşekkülünden maksat eşlerin aile yuvasında huzur bulmalarıdır. Önce eşler huzurun tesisi için var gücü ile gayret etmelidirler. Huzurun tesis edildiği yuvaya gelen yavrular huzur içinde doğar, huzur içinde gelişip, huzur içinde büyürler. Bu yavrular da yeni huzurlu yuvaların temel taşları olurlar. Bunun için eşlerin vazife ve sorumluluklarını iyi bilip yerine getirmeleri gerekir. Eşler birbirini tanıyarak, hatta rahatsızlık duyduğu hususları bizzat sorup öğrenerek onlardan kaçınmalıdır. Hanım; kocamı nasıl mutlu edebilirim, koca da hanımımı nasıl mutlu ederim düşüncesi ile hareket etmelidir.

Sevgi, aile hayatının olmazsa olmazıdır. Eşler arasında sevgiyi yaratan Rabbimizdir, yaşatacak olanlar ise eşlerdir. Nikâh akdi ile eşlerin kalbine yerleştirilen sevgi, aile hayatının sermayesidir. Bu sermaye kâra geçtikçe ailedeki huzur artar, sermaye azaldıkça huzur da azalır. Sevgi sermayesinin kâra geçip geçmemesi tamamen eşlerin beceri veya beceriksizliğinin sonucudur. Rabbimizin eşlerin kalbine koyduğu merhamet de, eşleri birbirine zulmetmekten koruyan bir sermayedir. Sevgi ve merhamet korunduğu sürece ailede huzur devam eder. Sevgi ve merhamet bitince de her şey biter.

Ailenin dünya ve ahiret saadeti için gerekli olan sevgi ve merhameti Rabbimiz düğün hediyesi olarak eşlere bahşetmektedir. Aile hayatında huzuru ve ailenin devamını sağlayan bundan daha kıymetli bir düğün hediyesi olabilir mi? Bundan dolayıdır ki “nikâhta keramet vardır.” denilmiştir. Sevgi ve merhameti lüzumsuz, gereksiz şeylerle bitiren eşler beceriksiz kimselerdir. Her türlü istismar çok kötüdür, fakat sevginin istismarından daha kötü bir şey yoktur. Eşler birbirlerinin sevgilerini asla istismar etmemelidir. Tahammül sınırları zorlanınca bu durum bir noktada volkan gibi patlar. Yakar yıkar.

Cennete götüren bir aile yuvası için en güzel örnek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hane-i saadetleridir. Sevgi saygı, hürmet ve merhametin inşa edildiği aile yuvasıdır. Ayşe validemiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin kendisini nasıl sevdiğini merak edip sorduğunda “kördüğüm gibi” buyurmuş, Ayşe validemiz zaman zaman kördüğüm ne durumda diye sorduğunda ise “ilk günkü gibi” diye buyurmuşlardır.

Aile huzuru için daha önce yaşanan olumsuzluklar sık sık dile getirilmemelidir. Eşler birbirinden gücünün üzerinde taleplerde bulunmamalıdır. Aile yuvalarında huzurun kaçmasının sebebi körü körüne inatlardır. İncir çekirdeğini doldurmayacak basit meselelerden dolayı bugün yuvalar yıkılabilmektedir. Fedakârlık, ailenin temel prensibi olmalıdır. Eşler birbirlerini öfkelendirmemeye gayret etmelidir. Öfke anında maksadını aşan sözler sarf edilmişse bu ciddiye alınmamalıdır. Aileyi yıkan faktörlerden biri de öfkenin kontrol edilememesidir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizle Aişe validemiz arasındaki bir olayda Ebubekir radıyallahu anh’ın hakemliğine başvurulmuştu; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Aişe validemize; “Olayı sen mi anlatırsın ben mi anlatayım” buyurunca Aişe validemiz “Anlat ama doğru anlat” demesi üzerine Ebubekir, Aişe validemizin üzerine yürümüş, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz; ya Ebabekir, dövmen için gelmedik, buyurarak araya girmiştir. Aişe validemizin bu sözü yukarı alındığında ne manalar çıkarılabilir. Fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz böyle yapmamıştır.

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının…” (Nisa/1)

“Erkekler, kadınların koruyup kollayıcısıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamaktadırlar. İyi kadınlar itaatkârdırlar…” (Nisa/34)

Hayatın her safhasında olduğu gibi aile hayatında da aile fertlerinin Allah’a itaati o yuvayı huzur ve mutluluğa gark edecektir. Her şeyin Allah’ın murakabesi altında olduğunun farkında olan mümin aynı kuralların aile hayatı için de geçerli olduğunu unutmamalıdır.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim/6)

Aile fertleri dünya imtihanında takım hassasiyeti ile hareket ederek birbirlerine destek olmalıdır. İyi günde kötü günde birbirini maddi ve manevi destekten yoksun bırakmamalıdır. Anne babalar başta olmak üzere aileyi ateşe götürecek davranışlardan korumalıdırlar. Toplumun huzuruna katkı sağlayacak, hayırlı nesillerin yetişmesine gayret etmelidirler.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin. Sizden olan ulül-emre (idarecilere) itaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından daha da güzeldir.” (Nisa/59)

Hayatın her kademesinde olduğu gibi, aile hayatının vazgeçilemez ölçülerinden biri de, ana babanın meşru isteklerine itaatin gerçekleştirilmesidir. Ayrıca kadın da kocasının meşru isteklerini yerine getirmek zorundadır. Koca da Allah’ın emaneti olarak aldığı eşine sahip çıkmalıdır. Bu da ailede huzurun tesisi için gereklidir. Rabbimiz emir sahiplerine itaati zatıyla birlikte zikretmiştir. Ailede de itaatin gerçekleştirilmesi şarttır. Ailede huzurun tesisini Rabbimiz bu kadar kolaylaştırdığı halde nasıl olur da bazı aileler aile yuvalarını aile fertleri için bir zindana çevirirler?

Allah ve Resulü evliliği teşvik etmiş, nasıl bir eşle evlenilmesi gerektiğini de bildirmişlerdir. Eş seçimi ile ilgili de ilahi ve nebevi tavsiyeler pek çoktur.

“Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin” (Nur/32)

“İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin… İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin…” (Bakara/221)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de ailenin huzuru için eşlerin dindar olmasını teşvik etmiştir. Tabi bu dindarlığın içinin doldurulması lazım. Dindarlık; Allah’ın istediği Resulünün yaşadığı dindarlıktır, herkesin kafasına göre icat ettiği bir dindarlık değil. Maalesef günümüzde dinden soğutan cahil bir dini/darlığında yaygınlaştığını görmekteyiz. Yalancı, dedikoducu, iftiracı, hasetçi, fitne ve fesatçı, sihir ve büyüden medet uman, eşlerin arasını bozan Müslümanlar olabilir mi?

Kaç Müslüman evleneceği kişiye ilahi ölçüleri şart koşmaktadır? Bunda gençlerin kabahati yoktur. Kabahatli olanlar anne ve babalardır. Kaç Müslüman evlilik konusunda evlatlarını bilinçlendirmektedir?

“İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçülerdir.” (Bakara/230)

“Ey peygamber! Hanımlarına de ki; “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size bir şeyler vereyim sizi güzelce bırakayım. Eğer Allah’ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab/28-29)

Müfessirlere göre konu özetle; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin eşlerinin ondan, lüks, ziynet kabilinden bir şeyler istemek, birbirlerini kıskanmak suretiyle kendisini üzmeleri, bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin bir ay onlara yaklaşmamak üzere yemin edip ayrı yaşamaya karar vermesidir. Ay dolunca, “eşlerine seçme hakkı verdiği için” bu manada “tahyir” adıyla anılan ayet nazil olmuştur. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz eşlerini toplamış ve kendilerine seçme imkânı tanımıştır. Mübarek annelerimiz bu durum karşısında heyecanlanmış efendimiz kendilerini boşamadığı için sevinç gözyaşları dökerek “Allah ve Resulünü tercih ettiklerini” ifade etmişlerdir. (Buhari/Müslim)

İslam’da evlilik hukuku olduğu gibi, boşanma hukuku da vardır. Hoş karşılanmamakla birlikte zorunlu hallerde boşanma meşru kılınmıştır.

Allah düşmanları, İslam’a ve Müslümanlara her cepheden savaş açmıştır fakat çoğu Müslüman işin farkında değil. Müslümanın imanına saldırmakta, ibadetlerine saldırmakta, ahlakına saldırmaktadır. Maalesef surlarımız da gedikler açmışlardır. En büyük gedik de ahlak surlarımızda açılmış durumdadır. Müslüman gençlerin edep ve hayâsı yok edilerek, evlilik dışı ilişkiler teşvik edilerek ahlaki yapımız yok edilmeye çalışılmaktadır. İmani ve ahlaki değerlerimiz sadece örf ve adetlere indirgenirse bunların yok edilmesi kolaylaşır. Bu değerlerin gençlerimize imani bir değer olduğunu öğretmek zorundayız.

“Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.” (Sad/52)

“Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.” (Rahman/74)

“Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar.” (Nur/33)

“Zinaya yaklaşmayın, çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsra/32)

“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda onlara acımayın. Müminlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.” (Nur/2)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2020

Sayı: 386

İlkadım Arşiv