BAŞYAZI-“İnsan Başıboş Bırakılacağını mı Zanneder?”
Temmuz 2018 Nureddin SOYAK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

BAŞYAZI-“İnsan Başıboş Bırakılacağını mı Zanneder?”

İnsanı, Rabbine kul, yeryüzüne halife olarak yaratan, verdiği nimetler konusunda sınamak için de bazısını bazısına derece derece üstün kılan, Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Misyonuna uygun bir şekilde yaşayan insan, rengi, dili, ırkı, makamı-mevki ne olursa olsun kazanırken, misyonunun dışına çıkarak, kulluğunu Rabbinden başkasına tahsis edenlerle, Rabliği kendisine tahsis edenler dünya ve ahirette kaybedenlerden olmuşlardır.

“İnsan, başıboş bırakılacağını mı zanneder?” (Kıyamet, 36)

“Kim Allah’a ve peygamberine itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği, peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa, 69) Dünyada gözün ve gönlün kimlerle beraberse, ahirette de onlarla beraber olacaksın. Öyleyse gözüne ve gönlüne sahip çık.

“Allah da onlara hem dünya nimetini hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah güzel davrananları sever.” (Âl-i İmran, 148) Kâl’de ve hâl’de güzel olmaya dikkat etmek lazım.

“Böylece insanların bazılarını bazıları ile denedik ki Allah, aramızda şu adamları mı iman nimetine layık gördü, desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?” (Enam, 53) Her şeyi en iyi bilen Rabb Teâlâ bizi bize tanıtmak için hepimizi çok çeşitli imtihanlara tabi tutmaktadır. Maddi ve manevi nimetlerin taksimi ile de bizleri denemektedir.

“Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.” (Araf, 30) İnsanlar gaflete dalarak, haddini aşarak, nimetlerin gerçek sahibini unutarak, maddi ve manevi nimet sahiplerini küçümseyip alay konusu yapabilirler.

“Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi haddi aşmaya sürüklemesin.” (Maide, 2) Allah düşmanlarına karşı bile haddi aşmama konusunda uyarılan mü’min, benim gibi düşünmüyor diye mü’min kardeşlerine karşı haddi aşabilir mi? Müslümanlar arasındaki haddi aşmalar genellikle tartışma ortamlarında gerçekleşmektedir. Bu durumlarda daha da dikkatli olmalıyız.

“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü o haddi aşanları sevmez.” (Araf, 55) Zaman zaman bazı kimselerin yaptığı dualardaki tavır beni rahatsız etmiştir. Bu kişiler dua ederken sanki emrivaki tarzında dua etmektedirler. Hâlbuki Rabbimiz mahviyet içerisinde dua etmemizi telkin buyurmaktadır.

“… Haddi aşanların kalplerini mühürleriz.” (Yunus, 74) Haddi aşma konusundaki ilahi tehditlere kulak vermek zorundayız.

“Bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin.” (Nisa, 59)

Müslüman neden birbiriyle tartışır? Sebep, kendi sözünü üstün kılmak ise bu helak vesilesidir. Allah ve Resulünün sözünü üstün kılmaksa zaten tartışma olmaz. Anlamıyorsa kardeşlik hukuku gereği söyler geçeriz. Kavgaya, nizaha gerek yok. Gereksiz tartışmalar akrabalık bağlarına da zarar vermektedir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: “İşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah zulüm ve sıla-i rahmin koparılmasıdır. Bu cezanın dünyada gelmesi, ahiretteki cezaya kefaret değildir.” buyurmuştur. (Ebu Davud; Tirmizi) Bu tartışmalarla akrabalık bağlarına zarar vermek akıllıca bir şey mi?

“De ki: ‘Hakka Allah iletir.’ Hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulmayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” (Yunus, 35)

Müslüman şu hedefe ulaşmak için gayret etmelidir: “Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.” (Hac, 24)

Niyetleri halis kılabilirsek, sözler ve ameller de güzelleşecek.  Niyet bozukluğu sadece söz ve amelleri kirletmiyor, mekânları bile kirletiyor.

Rabbimiz, Peygamberimize şöyle buyurmaktadır: “Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva üzerine kurulan mescid içinde namaz kılman elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardı. Allah da tertemiz olanları sever.” (Tevbe, 108) Mü’min manen kirlenmemeye dikkat etmeli, kirlenince de hemen temizlenmelidir.

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.” (Nur, 26)

Temizler de elbette cennetlere layıktır. “Oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.” (Meryem, 70)

Kötüler de cehennemlere layıktır. “Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık” denecektir.” (Kıyamet, 34-35)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, vitir namazının sonunda şu duayı okurdu: “Allah’ım! Senin gadabından rızana sığınırım, cezandan affına sığınırım, senden sana sığınırım. Sana senayı saymaya gücüm etmez. Sen, kendini sena ettiğin gibisin.” (Ebu Davud; Tirmizi; Nesai)

Rabbimiz ayaklarımızı kaydırmasın, yolunda daim ve kaim eylesin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2018

Sayı: 360

İlkadım Arşiv