BAŞYAZI - “Canımı Müslüman Olarak Al”
Mart 2018 Nureddin SOYAK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

BAŞYAZI - “Canımı Müslüman Olarak Al”

“Rabbim! Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf, 101)

Peygamberler bile ahir ve akıbetleri konusunda kaygılı ise Müslüman da ahir ve akıbeti konusunda her an uyanık ve kaygılı olmak zorundadır. Ecelin nerede, ne zaman geleceği malum değildir. Ahir ve akıbetimiz konusunda Rabbimize dua edeceğiz, bununla birlikte hayatı Allah için yaşamanın gayret ve çabası içerisinde olacağız.

Rabbimiz: “Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebut, 57)

“Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr, 99)

“Ey Muhammed! De ki: Şüphesiz benim namazım da diğer ibadetlerim de yaşamam da ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 162) buyurmaktadır.

Rabbe dönüş kesin olunca aklıselimin yapacağı iş, hayatı boyunca rıza-yı ilahiye kavuşmak için koşuşturmaktır. Bu da ancak Müslümanca yaşamakla mümkündür. İmanında, ibadetlerinde, ahlakında ve sosyal münasebetlerinde Müslümanca yaşamak... Ferdi, ailevi ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmek…

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: “Allah Teâlâ hazretleri bir kulun hayrını diledi mi onu istimal eder!” buyurmuştu. Kendisine: “Onu nasıl istimal eder?” diye soruldu. “Ölümünden önce salih amel işlemede muvaffak kılar!” buyurdu.” (Tirmizi)

“Akıllı kimse, nefsini muhasebe eden ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz ise nefsini hevasının peşine takan ve Allah’tan temennide bulunan kimsedir.” (Tirmizi)

Hiç ölmeyecek gibi yaşamak gafillerin işidir. Mü’mine de gaflet yakışmaz. Ölümle gaflet uykusundan uyananlar için vahlar, yazıklar da işe yaramaz.

“Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik.” (Enbiya, 34)

“Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız kaçmak size asla fayda vermeyecektir.” (Ahzab, 16)

“Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır.” (Nisa, 78)

Ecelin hak olduğunu bilen mü’min ölümden korkmaz ama sürekli ona hazırlıklı olur. Hiçbir kâfirin gücü kuvveti, hiçbir münafığın hile ve desisesi, hiçbir fasığın fıskı ve fücuru onu yıldıramaz.

“Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır.” (Âl-i İmran, 145)

“Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (Nahl, 61)

Mü’minin ölüme karşı tavrı onunla karşılaşmadan önce de onunla karşılaştıktan sonra da aynı olmalıdır. Ölümle karşılaşmadan önce mangalda kül bırakmayıp ölümle yüz yüze gelince sıvışırsa bu münafıklık alametidir. Allah yolunda öldürülenlere bize uysalardı öldürülmezlerdi diyerek haddi aşanlar, gazab-ı ilahiyi celp ederler.

“And olsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.” (Âl-i İmran, 143)

“Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için ‘Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi’ diyen kimselerdir. De ki: Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.” (Âl-i İmran, 168)

Ahir hayatında Rabbimizin lütfu ile cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulanlardan olmak için bütün gayret ve çabamızı ortaya koymalıyız.

“Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Âl-i İmran, 185)

Mü’min her an ölüme hazırlıklı olabilirse ölüm onun için düğün-bayram olur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hasta döşeğinde iken, Fatıma validemizin üzgün olduğunu görünce yanına gelmesini işaret edip kulağına bir şeyler fısıldar. Bunun üzerine Fatıma validemizin yüzünde sevinçten güller açar. Ayşe validemiz de bu durumu merak edip sorar. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, Fatıma validemizin kulağına “Ailemden bana ilk kavuşacak sensin.” dediğini öğrenir. Fatıma validemizin sevinci ölümünedir. Mü’minin ölümü Rabbinin azabından ve gazabından değil ise ölüm onun için düğün bayramdır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz; “Kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz!” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)

“Ani ölüm, kâfir için gazab-ı ilahinin bir yakalamasıdır, mü’min için de bir rahmettir.” (Ebu Davud)

“Allah’ım bizi gazabınla öldürme, azabınla da helak etme, bundan önce bize afiyet ver.” (Tirmizi) buyurmuştur.

Mü’mine, ne mal mülk ne de makam mevki, hiçbir dünyevi çıkar ve menfaat Rabbine kavuşmayı unutturmamalıdır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: “İnsanoğlu malım malım der. Hâlbuki âdemoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? Gerisini ölümle terk eder ve insanlara bırakır.” (Müslim, Nesai, Tirmizi) buyurmuştur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle istiaze ederlerdi: “Allah’ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2018

Sayı: 356

İlkadım Arşiv