BAŞYAZI / “Allah Yolunda Savaşın”
Şubat 2018 Nureddin SOYAK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

BAŞYAZI / “Allah Yolunda Savaşın”

Bu dinin bize kadar ulaşmasına şehitler ve gaziler vesile olmuştur. Yaşadığımız toprakların vatan olmasına şehitler ve gaziler vesile olmuştur. Allah’ın mülkünde Allah’ın dinini hâkim kılma gayret ve çabası mü’minlere farz kılınmıştır. “Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 216)

Her nefis ölümü tadacağına göre Allah yolunda ölmekten çekinmek de ne demek. Aklıselim bir Müslümana bu yakışır mı? Kaldı ki her savaşa katılan ölüyor mu? Savaşa katılmayanlar da ölmüyor mu? Korkunun da ecele faydası yoktur. Ecel değişmez. “Ey Muhammed! Artık Allah yolun da savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir.” (Nisa, 84)

Allah yolunda olanların, Allah yolunda ölenlerin yardımcısı Rabbimizdir. Rabbimiz ilahi fermanında mü’minlere üç bin melekle, beş bin melekle yardım ettiğini beyan buyurmaktadır. “Sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melek size yardım eder.” (Âl-i İmran, 125)

Allah’ın kendilerinin yar ve yardımcısı olduğuna inanan mü’minler kimden korkar, kimden çekinir? Tarih buna şahittir. Bu inanç sayesinde nice az topluluklar çok topluluklara galip gelmiştir. “Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar.” (Nisa, 77)

Mü’minin cihadı, zalimlerin kökünü kazıyıncaya kadar devam eder, etmelidir de. Cihadı terk eden zillete mahkûm olur. Korkunun ecele faydası yoktur. “Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.” (Bakara, 193)

Tarihe baktığımızda hiçbir millet savaş meydanında kendini kontrol edememiştir. Yakmış, yıkmış zulüm ve işkencelerde sınır tanımamıştır. Mü’minler ise savaş meydanlarında bile ölçülü davranmış, asla aşırı gitmemişlerdir. Savaş meydanları mü’minlerin şefkat ve merhamet örnekleri ile doludur. “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara, 190)

Dün de bugün de yarın da kâfirler hep insanlık için bir fitne olmuşlardır. Cahil Müslümanları din adına kullananlar bunlardır. Barış içinde yaşamaya razı olmazlarsa hak ettikleri verilmelidir. Yoksa yeryüzünde huzur ve sükûn olmaz. “Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.” (Nisa, 91)

Mü’minler insanlara dinleri konusunda asla zorluk çıkarmazken onlar sadece dinleri sebebiyle mü’minlere akla hayale gelmedik zulümler yapmışlardır. Mü’minlerin tek suçu “Rabbimiz Allah’tır” demeleri idi. Rabbimiz de kâfirleri hizaya getirmek için ölüm fermanlarını yazmıştır. “Onlar güç yetirebilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler.” (Bakara, 217)

İnsanlardan kimileri Allah yolunda kimileri de tağut yolunda savaşırlar. Rablerini unutup Rab ittihaz ettikleri yolunda savaşan nankörlere yazıklar olsun. Allah yolunda savaşanlara da müjdeler olsun. “İman edenler Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa, 76)

Tarihe baktığımız zaman hakiki mü’minler, mazlumların hamisi olmuştur. “Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver’ diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa, 75)

Hakiki mü’min şu ilahi müjdeler karşısında nasıl hareketsiz kalabilir;

“Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de and olsun günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” (Âl-i İmran, 195)

Mü’minin kâfirlerle savaşı rastgele olamaz. Bir plan, program ve strateji dâhilinde olmalıdır. “Ey iman edenler! Tedbirinizi alıp küçük birlikler halinde yahut topluca savaşa gidin.” (Nisa, 71)

“Bir de Davud’a sizin için zırh yapma sanatını öğrettik ki savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?” (Enbiya, 80)

Ümmet perme perişan, ümmet sahipsiz, ümmet param parça, ümmet gününü gün etme peşinde. Sanki ümmet bu ilahi mesajlardan habersiz, mesajları kâfirler almış. En güçlü silahlar kâfirlerin elinde, onlarla insanlığı tehdit ediyorlar. Servetini Allah yolunda harcayan kaç mü’min var? Mü’minler servet yığarken kâfirler silah yığıyor. Silahlarla gelip mü’minlerin servetini alıp gidiyorlar. Bu döngü değişmeli, değiştirilmeli.

“Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı zerre haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” (Enfal, 60)

Kafirlerin cesareti güçlerinden gelmektedir. Mü’minler, kâfirlerin gücüne ulaştığında onlar kaçacak delik arayacaklar. Onun için mü’minlerin güç sahibi olmasını engellemeye çalışıyorlar.

“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” (Haşr, 14)

Allah’ın verdiklerini Allah yolun harcayabilenler iki cihan saadetine kavuşanlardır. “O halde dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa, 74)

“Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak vaat etmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 111)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 355

İlkadım Arşiv