BAŞYAZI / “Ben Sizi Kurtuluşa Çağırıyorum”
Aralık 2017 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI / “Ben Sizi Kurtuluşa Çağırıyorum”

Kurtuluş müthiş bir şey, kurtuluş için insanlar nelerini feda etmemişler ki, canları dâhil. Esaretten, zulümden, hastalıklardan, bela ve musibetlerin her çeşidinden kurtuluş. Kurtuluş savaşları yapılmış. Zalimlerin zulmüne uğramaktansa ölmek göze alınmış. Yerine göre ölüm bile insanlar için kurtuluş olmuş. Mü’min içinse şehadet herhalde bir kurtuluştur. Onun ne vakti ne de zamanı vardır. Aslında mü’minin ruhu için, bedeni de bir kafestir. Ruhun beden kafesinden yüz akı ile uçabilmesi de bir kurtuluştur. İnsanoğlu yaradılışından beri ilahi ve nebevi çağrılarla kurtuluşa davet edilmiştir. “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.” (Mü’min, 41)

Bununla beraber insanoğlu, şeytan ve avenesi tarafından gayrimeşru zevk ve eğlencelerle sürekli ateşe çağırılmaktadır. Hatta peygamberler bile, bu çağrılardan nasibini almış. Rabbimiz bu hususta peygamberlerini bile uyarmıştır. “Ey Davut! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefsin arzusuna uyma, yoksa seni Allah yolundan saptırır.” (Sad, 26)

Kurtuluşa çağırma sadece ilahi ve nebevi çağrılarla sınırlı kalmamış, Rabbimiz insanoğlunun da birbirini kurtuluşa çağırmasını istemiştir. Kurtuluşa çağırmak, kurtuluşa vesile olmak da kurtuluş yollarındandır. “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âl-i İmran, 104)

Kurtuluş için tarafını belirlemek şarttır. Hangi taraftansın? Tarafını netleştir. “Allah tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Mücadele, 22)

Tarafını netleştirenler Rablerine karşı gelmekten sakınırlar. Rablerine yaklaşmaya vesileler ararlar. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 35)

Tarafını netleştirenler Rablerinin belirlediği sınırları korurlar. “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90)

Tarafını netleştirenler nimetlerden dolayı Rablerine şükrederler. “Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” (Araf, 69)

Tarafını netleştirenler Rablerinin bahşettiği nimetlerin fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirler. Mülk Allah’ın, bağışla bağışlayabildiğin kadar. Allah’ın mülkünü kendi mülkü sanıp zimmetine geçirme çabasında olanlar, ebedi ahiret mülkünü kaybederler. “Öyle ise akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Rum, 38)

Tarafını netleştirenler; hırs ve cimrilikten kurtulurlar. “Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr, 9)

Tarafını netleştirenler; namazını dosdoğru ve huşu ile kılmalıdır ki Rablerinin men ettiği şeylerden korunabilsinler. “Arınan ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.” (Âlâ, 14-15)

Tarafını netleştirenler; hayatlarını namaza göre planlarlar. “Namazı kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma, 10)

Tarafını netleştirenler; sürekli nefsini denetim altında tutar. Bir an bile ona fırsat vermez. “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” (Şems, 9)

Tarafını netleştirenler; tüm hesabını kitabını amellerin tartılacağı güne göre yapar. “O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Araf, 8)

Tarafını netleştirenler; dünyevi sıkıntılardan kurtulmak için verdiği mücadeleyi uhrevi sıkıntılardan kurtulmak için de vermelidir. Gerçek kurtuluş uhrevi kurtuluştur. “Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir.” (Âl-i İmran, 185)

Zulme devam eden zalimler;

“Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler.” (Kasas, 37)

Küfre devam eden kâfirler;

“Kâfirler asla kurtuluşa eremezler.” (Mü’minun, 117)

Suçlarını terk etmeden huzur-ı ilahiye varan suçlular;

“Suçlular ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.” (Kehf, 53)

Sihir ve büyü yapanlar, sihir ve büyüden medet umanlar, sihir ve büyü yaptıranlar, sihir ve büyü ile insanların gözlerini boyayanlar;

“Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.” (Taha, 69)

Din konusunda haddi aşıp, bilmeden konuşanlar;

“Dilleriniz yalana alıştığından dolayı Allah’a karşı yalan uydurmak için ‘şu helaldir, şu da haramdır’ demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 116)

O zaman ey zalimler, ey kâfirler, ey müşrikler, ey münafıklar, ey hainler, ey ak olanı kara karayı da ak göstermeye çalışanlar; değer mi? Haksızlık ve zulümle elde ettiklerinizi, hatta yeryüzünde bulunan her şeyi ve bir o kadarını da kurtuluş akçesi olarak verseniz dahi kurtulamayacaksınız. Değer mi?

“Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi.” (Zümer, 47)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2017

Sayı: 353

İlkadım Arşiv