Başkalarını Kendisine Tercih Etme: Îsâr
Ocak 2017 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

Başkalarını Kendisine Tercih Etme: Îsâr

Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter.” (Buhârî-Müslim-Tirmizî)

Mü’minin tokgözlü ve kanaatkâr olması dünyaya sırt çevirmesini gerektirmediğinden, o çok çalışıp çok kazanır; bununla birlikte kazandıklarını yoksullarla paylaşmaktan zevk duyar.

Hadîsi şerîf birlikte yemenin bereketine dikkatimizi çekmektedir. Peygamber aleyhisselam iki kişilik yemeği üç kişi, üç kişilik yemeği dört kişi yediği takdirde onların doymayıp yarı tok kalkacaklarını söylememekte, tam aksine o yemeğin sofradakilerin hepsine yeteceğini belirtmektedir. Demek ki yiyenlerin sayısı arttıkça yemeğin bereketi de artmaktadır.

Yine Ebû Hureyre radiyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Peygamber aleyhisselam’a gelerek: “Ben açım” dedi. Allah’ın Resulü, hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini istedi. O da “Seni peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok” dedi.

Hz. Peygamber bir başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı verdi. Daha sonra Resûl-i Ekrem’in öteki hanımları da “Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok” diye haber gönderince, Resûl-i Ekrem aleyhisselam ashâbına dönerek “Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu.

Ensardan biri “Ben misafir ederim yâ Rasulallah” diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca karısına “Rasûlullah aleyhisselam’ın misafirini ağırla, dedi.

Bir başka rivayete göre karısına: “Evde yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Hanımı: “Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var” dedi. Sahâbî “Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım” dedi.

Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar. Sabahleyin o sahâbî, Peygamber aleyhisselam’ın yanına gitti. Onu gören Resûl-i Ekrem aleyhisselam şöyle buyurdu: “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ memnun oldu.” (Buhari-Müslim)

Hadisimizde fedakârlığın, başkalarını kendine tercih etmenin pek güzel örnekleri sergilenmektedir. Cömertlik, insanın muhtaç olmadığı şeyleri başkalarına vermesidir. Bu güzel huyun en üstün derecesi, ihtiyaç duyduğu şeyleri başkalarına vermek, diğer bir ifadeyle, başkalarını kendisine tercih etmektir. Buna îsâr adı verilmektedir.

Peygamber Efendimiz’in yoksul bir kimseyi önce kendisinin ağırlamak istemesi ve bu maksatla bütün hanımlarına ayrı ayrı haber göndermesi, onun cömert ve fedakâr bir insan olduğunu göstermektedir.

Öte yandan Allah Resulünün bütün hanımlarının evlerinde karın doyuracak kadar birkaç lokmanın bulunmaması ne kadar ibretlidir. Kapıya gelen dilenciyi boş çevirmeyen, bir tanecik hurmayla bile olsa yoksulun gönlünü alan Peygamber hanımları, belki de o günkü rızıklarını bir başka fakire vermişlerdi. Bu sebeple evlerinde bir lokma yiyecek kalmamıştı.

Yoksulun ihtiyacını kendi imkânlarıyla gideremeyeceğini anlayan Resûl-i Ekrem Efendimiz, o zaman “Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz’in evlerinde hiçbir yiyeceğin olmaması, yoksul misafiri ağırlayan sahâbînin evinde sadece çocukların yiyeceği kadar bir şey bulunması, o yıllarda Müslümanlar arasında maddî imkânsızlığın ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir.

Misafir ağırlamak ve onu memnun etmek bir incelik, daha doğrusu bir sanattır. Gönül adamı olmayanlar bu sanatın inceliğini kavrayamaz. Her ikisi de sahâbî olan bu misafirperver karı koca, misafirlerine her şeyi olduğu gibi söyleyebilirlerdi. “Kusura bakma, evimizde sadece bir kişilik yiyecek var. Onu da sana ikram ediyoruz” diyebilirlerdi. Şayet böyle yapsalardı misafirin yediği lokmalar boğazına dizilecekti. Başkasının nafakasını yemenin tedirginliğiyle huzuru kaçacaktı. Elbette bundan Allah Teâlâ da hoşnut olmayacaktı.

Ertesi gün Efendimiz’in “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ hoşnut oldu” diye onları kutlaması da gösteriyor ki, misafiri memnun etmek için yapılan o davranışlar birer gösteriş değil, samimiyetin ve ihlâsın ta kendisidir.

Hadisimizin bazı rivayetlerinde bu olay üzerine şu âyet-i kerîmenin nâzil olduğu belirtilmektedir:

“Kendileri muhtaç olsalar bile, başkasını daha çok düşünürler. Kendisini nefsinin cimriliğinden koruyan kimseler kurtulmuştur” (Haşr, 9)

Bu hadis îsârın yani başkalarını kendisine tercih etmenin en güzel örneklerinden biridir. Peygamber Efendimiz ve ailesi çok kanaatkâr idiler. Yokluğa ve açlığa yıllarca katlandılar.

Öncelikle bir toplumun ileri gelenleri yoksula ve fakire sahip çıkmalı, şayet imkânları elvermiyorsa, o zaman başkalarından yardım istemelidir. Misafire ikram etmek ve hadiste en güzel örneğini gördüğümüz şekilde onu kendisine tercih etmek büyük bir olgunluktur.

Yardım ederken yakından uzağa doğru bir seyir izlemek gerekir. Ancak bu; muhtaçlık derecesi hemen hemen aynı olduğunda yapılır. Çok daha muhtaç durumda birisi var ise uzakta da olsa o öncelikli olarak tercih edilmelidir. Aç insan, fakir insandan daha fazla muhtaçtır.

Rabbim yapacağımız her hayrı en iyi bilendir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2017

Sayı: 342

İlkadım Arşiv