Temmuz 2013 Nuri ERCAN A- A+
A- A+

Başarının Başarısı!

Son dönemlerde, kendisine “Başarı” denilen,  ne ifade ettiği tam olarak anlaşılmayan; herkesin zihninde ayrı ayrı çağrışımları olan bir kelime ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğini inkâr edemeyiz. Bu kelime, inansın inanmasın neredeyse her vatandaşın günlük hayatında salâvat getirircesine tekrar edip durduğu bir vird olma yolundadır. Kocasını işe yollayan kadın, çocuğunu sınava uğurlayan baba, bil umum herhangi birisine temennide bulunacak kişiler “Allah’dan muvaffakiyetler dilemeyi” unutmuş bir haleti ruhiye içerisinde, muhataplarına başarılar dilemeyi yeğlemektedir.

Cemiyet ve cemaat ortamından son süratle uzaklaşmamızla birlikte, mal bulmuş mağribi gibi sarıldığımız bireyselliğin ana unsuru olan kişi özgürlüğü, başarının birinci iman esası olmuştur. Bu sebeple her fert doğar doğmaz özgürlüğün temel alındığı bir başarı hikâyesinin kahramanı olacağı bir hayata hazırlanmaktadır. Bu arada hiçbir kimse bu özgürlüğün sınırlarının ne olduğunu bilmemektedir. Bilmek de istememektedir.

Toplum içerisinde dikey hareketlilik sonucunda elde edilen kimi dünyevî nimet örnekleri, başarıyı, günümüz gençliğinin tabiri ile “tatlı” bir hale getirmiştir. Başarı bu şekli ile her bilinçte tadından yenmez bir ideal haline dönüşmüştür. Öyle ki bir zamanlar dünya ve ahiret nimetlerini hatırlatan istikbal kavramı bile, başarının tek kanatlı mutluluğu uğruna heba edilmiştir. Bizden öncekilerin bizler için kullandıkları dünya ve ahiret mutluluğunu içerisinde barındıran istikbal kavramı, bırakın ahiret mutluluğunu dünya mutluluğu için bile kullanılmaz olmuştur.

Maddî endişelerle günlük hayatlarını idame ettiren ebeveynler, çocuklarına başarı telkin etmeye daha okul öncesi eğitimlerinde başlamaktadır. Çocuk ilkokul bahçesine girer girmez, başarı papazlarının kuşatması ile karşı karşıya kalmaktadır. Neye uğradığını anlayamayan çocuklarımız başarının kırk türlüsünden hangisini alabileceğini şaşırmış bir halde kendini kişisel gelişimcilerin önünde diz çökmüş olarak bulmaktadır! Bu eğitimde her çocuk, başarının ilkelerinden önce görsel ve yazılı araçlarla başarı hayalleri kurmayı öğrenir. İlkeler daha sonra gelse de, bırakın gitsin; o çocuk artık başarının kulu olmuştur.

Başarı atına dönüştürülen zavallı evlatlarımız artık önüne gelen bütün sınav engellerini geçmek durumundadır. Kendisi için öngörülen okullardan diploma alsa bile, başarı belasından kaçamaz. Bu öğrenci okulundan mezun olsa da başarı hastalığı onunla beraberdir. İçerisine bırakılmış başarı virüsü onunla yaşamaya devam etmektedir. Başarılı bir iş adamı, başarılı bir esnaf, başarılı bir futbolcu, başarılı bir bürokrat, başarılı bir memur olmak zorundadır. Diyelim, bu kategorilerden hiç birisine dâhil olmadı, o zaman başarılı bir anne, başarılı bir baba olmak durumundadır en azından. Fakat başarı üstadlarından hiç birisi yanılıp da ona başarılı bir kul olmasını öğütlememiştir. Zaten başarı ile kulluğun da bir bağlantısı olduğu düşünülemez. Kulağa da hoş gelmiyor: “Başarılı bir kul!” Ne demek?

Mevcut başarı kriterlerine göre, başarılı olmak için terbiye edilmeniz gerekmez. Çünkü başarıyı yakalamak için kâinatı ve yaratıcıyı anlama cehdine ihtiyaç hissedilmez. Başarılı olmaya çabalarken hayatın sosyal normlarını öğrenmeniz de istenmez sizden. Kabataslak sağdan soldan ne kadar hayat bilgisi edinirseniz o size yetecektir. Önemli olan başarıdır. Başarı için hürmet edilecek yüce değerler yoktur. Başarının kendi maddî değerleri vardır. Başarıyı yüce değerler için kullanmak da zevk vermeyecektir. Haa, biraz inançlı (!) iseniz, yardım isteyeceğiniz, dua edeceğiniz bir varlığın olması başarı için gereklidir. Dua etmeniz için terbiye edilmenize ise hiç gerek yoktur! Sadece hangi konuda başarılı olmak istiyorsunuz onu içinizden geçirin yeter! Zorlanırsanız sizin dua etmenize de lüzum yoktur. O işi anneniz de pek ala yapabilir.

İyi bir insan olma hedefi de başarının hedefleri arasında yer almaz. Çünkü evrensel başarı esasları bazen iyi insan olmayı başarılı olmanın düşmanı olarak lanse eder. İyi insanın sahip olduğu ilkeler başarı yolunda ilerlerken sahibini tökezletebilir. İşte o zaman başarı, sahibini terk eder. Başarılı olmanız için dürüstlük, sadakat, ahde vefa diğerkâmlılık gibi insan-ı kâmilin özellikleri elde etmenize ne hacet!

Başarı yollarına revan olmuş aile fertleri başarı için geleneklerden kopmaya başladıklarının farkında olmazlar. Bunda en etkili faktör, modernizmin sunduğu nimetlerin göz kamaştıran cazibesidir. Nimetler elde edildikçe bir diğerini davet eder. Başarılı bir insan nimetler konusunda kanaatkâr olamaz. Her ne zaman yeter artık, bu kadarı kâfi derse o zaman başarısız olmuş kabul edileceğinden, başarı hareketliliğini destekleyecek her bir nimete hayır diyemez. Bu arada, geçmişine bakış açısı da değişmiştir. Başarı hastalığı, geçmişine bağlanıp ondan istifade etmesi yerine sadece ve sadece kuru kuruya geçmişine hamaset beslemesini emreder.

Toplumdaki başarı hikâyelerinin tekdüze örneklerden oluşması nedense birçoğumuzun dikkatinden kaçmaktadır. Dünyaya gelir gelmez çocuklarımızı, sadece maddî endişelerle teşvik ettiğimiz başarı örnekleri, aslında tam olarak tahlil edilmemiş örneklerdir. Mesela, birçok kötü örnek nedense “kötü başarı” addedilmez. Bundan şunu anlarız: Başarının kötüsü olmaz; es geçileni olur. Başarı ideologları, nice başarılı şahsiyetlerin sonlarının iyi bitmediğini anlatmaktan kaçınırlar. Topluma pompalanan başarı örneklerinin ahlaken hiç de başarı kabul edilemeyeceğini de itiraf edemezler.

Başarının masal dünyasında hayalen gezinen yavrularımız hiç ummadıkları bir sonuçla karşılaşabilirler. Çünkü kendilerine başarılarını etkilememek için olumsuzluklar anlatılmamıştır. Bu durumda gencimiz, başarısızlığı kendine göre bir başarı ile örtmek ister. Örneğin bu istek; şehirlerin ana arterlerini trafiğe kapatarak başka bir başarıyı doğurur! Başarısız gencimiz bu tavrını başarı sayar ve gururlanır. Başarısızlık ya da başarı gencimize, yan cebinde özgürlüğün var olduğunu telkin edeceğinden, gencimiz hemen özgürlüğünü kullanır. Otobüsleri yakar, kaldırımları söker, dükkânları yağmalar. Bu yolda ne edep, ne görgü kuralı, ne kişilikli olmayı dikkate alır. Üstelik kendisinin başarılı olmasının yolunu açmış olan insana, ülkenin başbakanına ağza alınmayacak küfürler etmeyi başarı kabul eder.

Memleketimizde fikri bir türbülansa neden olan, Gezi Parkı Eylemlerini gerçekleştirenlerin sağcı, solcu, İslamcı olmadıklarını, tersine başarının çocukları olduklarını görmüş olduk. Bu ne iktidarın ne muhalefetin başarısıdır! Ancak ve ancak başarının başarısıdır!

Başarı uğruna her şeyini feda etmekten çekinmeyen ebeveynlere başarılar dileyelim!


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2013

Sayı: 300

İlkadım Arşiv