Eylül 2016 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Babalık Şuuru

Cengiz Numanoğlu, 1941 Antalya, Serik doğumlu… 1962 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirerek ordu saflarına katılır. 1982 yılında, kendi isteğiyle emekliye ayrılır. 1988 yılında Kur’an-ı Kerim’le yakinen tanışınca hayatı değişir. Numanoğlu, kalemini inancı uğrunda bir silah gibi çok iyi kullanan, duygulu ve mana yüklü mesajlarını, şiir diliyle çok güçlü ifade edebilen bir şairimiz. “Babam Derdi ki Yavrum” şiirini okuyunca sizde bu hakkı teslim edeceksiniz.

Babam Derdi Ki Yavrum!
Babam derdi ki yavrum! Küçüğü küçümseme;
Küçücük bir darbeden, kalp kırılır mı deme.
Orman nasıl yanarsa, bir kibriti çakmakla;
Hayırlar da kül olur, bil ki başa kakmakla...

Babam derdi ki yavrum! Kibir şeytana hastır,
Şeytanla dost olanın, akıbeti iflâstır.
Dünya hırsı doyurmaz, yedikçe aç kalırsın;
Kibirde yükselirsen, kabirde alçalırsın...

Babam derdi ki yavrum! Çürük tahta boyanmaz;
Boyansa da sıratta, ilk adıma dayanmaz.
Bil ki; o gün ameller, karşımızda duracak;
Önce kendi nefsimiz, bizden hesap soracak…

Babam derdi ki yavrum! Dostun postuna kanma,
Allah’tan başkasına, güvenip de yaslanma.
Var gününde sevilir, el üstünde olursun;
Dar gününde kendini, yapayalnız bulursun...

Babam derdi ki yavrum! Öfke kanla beslenir;
Şeytan âdemoğluna, “öldür! ” diye seslenir.
Vehimler, vesveseler, öfkeye katran döker,
Şeytan ancak, eûzu besmeleyle diz çöker...

Babam derdi ki yavrum! Kimseye sır yükleme,
Hiç kimseden sınırsız, bir sadâkat bekleme.
İnsan pervane gibi, rüzgâr bulunca döner,
Gündüz fener kesilir, gece olunca söner...

Babam derdi ki yavrum! Şükredip duruyorum.
Açgözlü insanlara, hep şunu soruyorum:
Bir avuç kara toprak, üç metre kefen için,
Cehenneme bu kadar, ısrarla talep niçin?

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu savrulur,
Kalpler ancak Allah’ı, anmakla huzur bulur.
Makam, mevki, para, pul, insan olmaya yetmez,
İnsanda irfan yoksa, ceset beş para etmez...

Babam derdi ki yavrum! Borç insana tasmadır,
Kölelik fermanına, hem de mühür basmadır.
Fâizin güler yüzlü maskesine aldanma;
O şeytan sarmalına, düşen kurtulur sanma...

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu nankördür,
Herkeste kusur görür, kendi nefsine kördür.
O kaskatı kalbini, tarife taşlar yetmez;
Allah affeder amma, insanoğlu affetmez(!)...

Babam derdi ki yavrum! Diplomalı câhiller;
Kur’ân’a kin üreten, bir zümreye dâhiller.
Hiçbiri kurtulamaz, girdiği dar kafesten;
Ve hiçbiri utanmaz, tükettiği nefesten...

Babam derdi ki yavrum! Ölüm herkese yakın;
Onunla arkadaş ol, kaçmaya kalkma sakın.
Ölümle barışırsan, ömürle barışırsın;
Yoksa her türlü şerde, şeytanla yarışırsın...

Babam derdi ki yavrum! Rabb’inedir dönüşün;
Huzuruna çıkacak, yüzün var mı? Bir düşün.
Sırattan geçmek için, iki kanat gerekli;
Biri Kur’ân… Biri de, düşünmektir sürekli...

Babam derdi ki yavrum! Dedikodu zillettir;
Dilden dile bulaşan, kronik bir illettir.
Kur’ân; uzaklaş diyor, gıybetin vahşetinden;
Çünkü insan tiksinir, ölmüş kardeş etinden...

Babam derdi ki yavrum! Dîne hurâfe katma;
Türbede mum yakıp da, şirki din diye satma.
Yanlarında dururken, Kur’ân gibi bir liman;
Gör ki; şirk denizinde, boğuluyor müslüman...

Babam derdi ki yavrum! Şerde hayır arama;
Unutma ki şeytanlar, bal dökerler harama.
İnsan nefsi zayıftır, aç gözlüdür… Bilesin.
Sabrı silah eyle ki; ona gâlip gelesin...

Babam derdi ki yavrum! Bu yol hayat yoludur,
Tehlikeli virajlar, kavşaklarla doludur.
Dikkat et… Kur’ân’daki kırmızı ışıklara,
Kazâ yaparsan eğer, suçu kendinde ara...

Babam derdi ki yavrum! Rabb’imiz lütufkârdır,
Her zorluğun sonunda, mutlak kolaylık vardır.
Ümitsizlik; şeytanın kurduğu bir tuzaktır,
Allah’a yaklaşanlar, tuzaklardan uzaktır...

Babam derdi ki yavrum! Kendini helâk etme;
Câhillerden yüz çevir, boşa nefes tüketme.
Çünkü canlı cesetler, ne görür, ne duyarlar;
Onlar, “çağdaş” putların, buyruğuna uyarlar...

Babam derdi ki yavrum! Kadere küsme sakın;
Bil ki; seni Yaratan, sana senden de yakın.
Ne gaflet, ne cehâlet, ne sefâlet kaderdir;
Allah ancak sabreden, kullarla beraberdir...

Babam derdi ki yavrum! Pişmanlık kurtuluştur;
Vicdanla yüzleşerek, yeniden varoluştur.
Pişmanlık; yanmak değil, yanınca sönmemektir,
Hakk yolundan bir daha, geriye dönmemektir...

Babam derdi ki yavrum! Sık gidersen dostuna;
Bir gün eşik dibinde, yer bulursun postuna.
Kendini bilmeyenin, bil ki dinmez gözyaşı;
Çünkü sonunda çatlar, dostun da sabır taşı...

Babam derdi ki yavrum! Özgürlük zihindedir;
Aklıselim beyinler, zindanda da zindedir.
Nice köleler var ki; iffetin kalesidir,
Nice sultanlar var ki; nefsinin kölesidir...

Babam derdi ki yavrum! “Çağdaşlık” dedikleri;
Çürümüş bir ahlâkın, erozyon delikleri.
Moda sık sık değişen, bir hevâ dürtüsüdür;
Oysa hiç değişmeyen, iffetin örtüsüdür...

Babam derdi ki yavrum! Bilmeceler kolaydır;
Lâkin insanı çözmek, inanılmaz olaydır.
Kimi durur sınırda, kimi yıkar bendini,
Kimi pişer ateşte, kimi yakar kendini...

Babam derdi ki yavrum! Her şey açık bu dinde;
Şeytana dikkat diyor, yüz doksan ayetinde.
Ne yazık ki; insanlar, bu çığlığı duymuyor;
Hayvanları ürküten, vahşetine doymuyor...

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu aldanır;
Servetini gördükçe, kendini Kârun sanır.
Secde eder, tapınır; kotrasına, jipine;
Bilmez ki; nice Kârun, girdi yerin dibine...

Babam derdi ki yavrum! Kürsülere boş çıkma;
Seni dinlemek için, koşup geleni sıkma.
Mikrofon buldum diye, uzatırsan sözünü;
Dinleyen önce esner, sonra yumar gözünü...

Babam derdi ki yavrum! Hayvanları yermeyin,
Onlar sözden anlamaz, ahlâk dersi vermeyin.
Edep, hayâ, haysiyet, ancak insanı bağlar,
Bu durum hayvanlara, özgürce(!) yaşam sağlar...

Babam derdi ki yavrum! Secde şuur demektir;
Şuur yoksa ameller, beyhude bir emektir.
Nefsanî fırtınalar, imanı söndürmesin,
Sen gafleti öldür ki, o seni öldürmesin...

Babam derdi ki yavrum! Zehirde bal arama;
Nefsin istese bile, dönüp bakma harama.
Zina caziptir… Çeker yaklaşanı bir anda;
Ona yaklaşmak bile, yasaklanmış Kur’ân’da...
Babam derdi ki yavrum! Fitne katilden beter;
Bir fitne; yüz binlerce, insan katline yeter.
Fitneler; toplumları önce kinle yoğurur;
Sonra da akıl dışı, katliamlar doğurur...

Babam derdi ki yavrum! Bütün dertler bir yana,
Kur’ân da, ümitsizlik haramdır müslümana.
Her çilenin bir ecri, gecenin fecri vardır;
İnsanın selâmeti, ancak sabrı kadardır.

Günümüzde analı-babalı öksüz büyüyen çocuklarımızın, böyle şuurlu babalara ne kadar da ihtiyacı var. Bütün şiirlerini, “ŞUUR” adını verdiği kitabında toplayan Sayın Cengiz Numanoğlu’ndan daha nice böyle şuur dolu, ibret dolu, hikmet dolu şiirler bekliyoruz… Fert fert, millet olarak şuurlanmaya mecburuz. Çünkü bir insan için, bir toplum için şuursuzluğun bedeli çok ağır oluyor… Bugün insanlık, her coğrafyada şuursuzluğunun acılarını yaşamaktadır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2016

Sayı: 338

İlkadım Arşiv