Aralık 2014 Mehmet ŞENTÜRK A- A+
A- A+

Anne - Baba Hakkı

Ana-babanın çocuklar üzerindeki haklarını şöyle sıralayabiliriz:

1. İtaat (Saygı): Çocukların ana-babalarına karşı en önemli görevleri onlara itaat etmek, iyilik etmek, yapılması haram olmayan isteklerini yerine getirmektir. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Biz insana, ana-babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik. Bununla beraber, hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşman için sana emrederlerse, artık onlara bu hususta itaat etme.” (Ankebut, 29/8)

Bu ayet ashabdan Sa‘d b. Ebi Vakkas hakkında nazil olmuştur. Hz. Sa‘d olayı şöyle anlatmaktadır: “Ben anneme hürmet ve itaat eden bir çocuktum, Müslüman olunca annem bana ‘Sa‘d! Bu yaptığın nedir? Ya sen bu yeni dinini bırakırsın yahut da ben yemem, içmem ve sonunda ölürüm. Sen de benim yüzümden ‘anasının katili’ diye ayıplanırsın’ dedi. Ben de ‘Anneciğim böyle yapma. İyi bil ki, ben bu dini bırakmam!’ dedim. Ve iki gün iki gece bekledim. Kadın ne yedi, ne içti. Bunun üzerine ‘Vallahi anne, iyi bil ki, senin yüz canın olsa da bunlar birer birer çıksa, ben bu dinimi yine bırakmam. Artık ister ye, ister yeme’ dedim. Bu azmimi görünce annem bu direnmesinden vazgeçti. Bunun üzerine yukarıdaki ayet-i kerime nazil oldu.” (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, XII, 121)

Ana-babaların istek ve arzularını yerine getirmek, onlara karşı çıkmamak Allah’ın emridir. Ancak ana-baba çocuğundan Allah’a karşı gelmesini, O’nu inkâr etmesini, farz kıldığı bir şeyi yapmamasını, haram kıldığı şeyleri yapmasını emrederse onların bu istekleri yerine getirilmez. Çünkü Allah’a isyan olan hususta, ana-baba da olsa, insanlara itaat edilmez.

2. Ana-Babaya İyi Davranmak: Bir adam Peygamberimize gelerek “Ey Allah’ın Rasulü, insanlar arasında iyi davranmama en çok layık olan kimdir?” dedi. Peygamberimiz “Annendir.” buyurdu. Adam “Sonra kim?” dedi. Peygamberimiz “Annendir.” buyurdu. Adam “Sonra kimdir?” dedi. Peygamberimiz yine “Annendir.” buyurdu. Adam “Sonra kimdir?” diye sordu. Peygamberimiz “Sonra babandır.” buyurdu. (Buhari, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1)

Anne ve babaya iyilik etmek, hizmet etmek ve gönüllerini almak -Allah’a ibadetten sonra- başka hiçbir davranışla elde edilemeyecek bir sevaptır. Abdullah b. Mesud anlatıyor. Peygamberimize Allah’ın en sevdiği amel hangisidir diye sordum. Peygamberimiz, vaktinde kılınan namaz buyurdu. Sonra hangisi dedim. Peygamberimiz, anne ve babaya iyilik etmek buyurdu. Sonra hangisi dedim. Peygamberimiz, Allah yolunda savaştır buyurdu. (Buhari, Edeb, 1; Müslim, İman, 36)

3. Maddî İhtiyaçlarını Gidermek: Yaşlanıp kendi ihtiyaçlarını temin edemez hale gelince ana-babaların bütün ihtiyaçlarını temin etmek çocukların görevidir. Bu görev sadece ahlakî olmayıp, hukuken de vardır. Bu görevini yerine getirmeyen kimse buna zorlanır. Allah bu görevi evlatlara yüklemektedir: “Ey Peygamber! Sana ne sarf edeceklerini soruyorlar. De ki, sarf edeceğiniz mal ana-baba, akrabalar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah bilir.” (Bakara, 2/215).
 
4. Saygısızlık Etmemek: İslam ümmetinin prensibi büyüklere saygı, küçüklere sevgidir. Saygıya en layık olanlar, saygıda kusur etmeyi dahi aklımızdan geçirmememiz gerekenler de ana-babalarımızdır. Bir gün Peygamberimiz aleyhisselam ashabına “Size, büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?” diye sordu. Üç defasında da “Evet, bildir Ey Allah’ın Rasulü” diyen ashab-ı kirama bunların sırasıyla “Allah’a ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan söylemek” olduğunu belirtti. (Buhari, Edeb, 6)

Abdullah b. Amr b. el-As -radiyallahu anh- da şöyle demiştir: Peygamberimize bir adam geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü, mükâfatını Allah’tan dilemek üzere hicret ve savaş için emrinize girmek istiyorum” dedi. Peygamberimiz “Annen-babandan sağ olan var mı?” diye sordu. Adam “Evet, hatta ikisi de sağdır.” dedi. Peygamberimiz “Sen Allah’tan ecir mi istiyorsun?” diye sordu. Adam “Evet (hicret ve savaşla Allah’tan ecir istiyorum).” dedi. Peygamberimiz “Öyleyse annene ve babana dön de onların gönüllerini al (umduğun mükâfat, onlara hizmet etmektedir).” buyurdu. (Müslim, Birr, 1)

5. Rızalarını Almak: Peygamberimiz “Allah’ın rızası, ana-babanın rızasında; Allah’ın gazabı da ana-babanın kızmasındadır.” (Tirmizi, Birr, 3) buyurmuştur. İyilik yapmada babadan önce gelen annenin durumu da tabi ki böyledir. Peygamberimiz aleyhisselam çok öfkeli bir şekilde üç defa “Burnu yere sürtülsün (yazıklar olsun o kimseye)” dediğinde ashab-ı kiram “Kimdir o, Ey Allah’ın Resulü?” diye sorunca “Ana-babası veya bunlardan birisi yanında ihtiyarladığı halde, cennete giremeyip cehennemi boylayan kimse.” dedi. (Müslim, Birr, 9)

Anne-baba varlıklı olabilir; evladının parasına, puluna ihtiyaç duymayabilir. Hatta kendilerine bakan, işlerini gören hizmetkârları da bulunabilir. Bu durumda evlada düşen görev, onların gönlünü almak; isteklerini yerine getirmektir. Çünkü paranın her şeye gücü yetmez. Sevgi dolu bir bakış, candan bir davranış, muhabbetle kucaklayış parayla alınabilecek şeyler değildir.

Dinimiz, anne-baba hakkına o kadar önem vermiştir ki kişinin anne ve babası müşrik dahi olsalar yine onlara iyilikle davranılmasını ve hizmette kusur edilmemesini tavsiye etmiştir. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma -radiyallahu anha- anlatıyor: Annem müşrike olduğu halde (benden bir şey istemek için) geldi. Ben de Peygamberimize “Annem geldi, görüşmek istiyor, onunla görüşeyim mi?” diye sordum. Peygamberimiz “Evet, annen ile görüş.” buyurdu. (Buhari, Edeb, 7)

6. Kötü Söz Söylememek: Kötü davranışların ebeveyne doğrudan yapılması haram olduğu gibi onlara kötü söz söylenmesine sebep olmak da haramdır. Cenab-ı Allah’ın “Onlara öf dahi demeyin!” yasağı yanında Peygamberimizin şu hadis-i şerifi de çok dikkat çekicidir: “Bir kimsenin ana-babasına sövmesi büyük günahlardandır.” Ashab-ı Kiram “Bir kimse ebeveynine nasıl söver?” deyince, Efendimiz aleyhisselam “Biri başkasına kötü bir söz söyler, o da tutar bunun ebeveynine söver.” diye cevap verdi. (Buhari, Edeb, 4)

7. Öldüklerinde Hayırla Anmak, Dua Etmek: Ana-babanın ölmesiyle onlara karşı olan sorumluluklarımız bitmez. Onların temiz hatıralarını devam ettirmek gerekir. İnsanları insan yapan da bir bakıma, nesilden nesle miras olarak intikal eden bu güzel duygu ve hatıralardır. Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de bize öğrettiği dualardandır; “Ey Rabbimiz! İnsanların hesaba çekileceği kıyamet gününde beni, annemi, babamı ve bütün mü’minleri bağışla.” (İbrahim, 14/41)

Ebu Üseyd Malik b. Rebia es-Saidi -radiyallahu anh- anlatıyor. “Bir adam, ‘Ey Allah’ın Rasulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?’ diye sordu. Rasulullah aleyhisselam ‘Evet, vardır.’ dedi ve açıkladı: ‘Onlara dua, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) taleb etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak.’ (Ebu Davud, Edeb, 129, (5142); İbn Mâce, Edeb, 2, (3664)

Ölümlerinden sonra yapılacak duanın ebeveyne faydasını Peygamberimiz aleyhisselam şöyle dile getirir; “İnsan ölünce amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyle sevabı devam eder: Sadaka-ı cariye, insanların faydalanacağı bir ilim ve arkasından hayır dua eden bir evlat.” (Müslim, Vasıyyet, 14, (1631)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2014

Sayı: 317

İlkadım Arşiv