Aralık 2012 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Allah Yolunda Yardımcılar

Rabbimiz, yoluna ihlas ve samimiyetle koyulanları sevmiş, onlardan razı olmuş, onları teşvik etmiş, onları müjdelemiş, onları kıyamete kadar kullarına örnek olarak göstermiştir.

Rabbimiz, “İsa, onların inkârını sezince “Allah yolunda yardımcılarım kim? Dedi. Havariler “Biziz Allah yolunun yardımcıları, Allah’a iman ettik şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.(Al-i İmran, 56) buyurmaktadır.

İsa -aleyhisselam-’ın Allah yolundaki yardımcıları bir elin parmakları kadardı. Onlardan biri de İsa -aleyhisselam-’a ihanet edip, düşmanlarına şikâyet etmişti. Allah da onu İsa -aleyhisselam-’ın suretine çevirip öldürülmekle cezalandırdı. Allah’ın -celle celaluhu- yardımı olduktan sonra Allah yolunun yardımcılarının, adedinin ne önemi var ki?

Rabbimizin de, Rasulünün de, insanlara ihtiyacı yoktur. Allah ve Rasulüne yardıma koyulma iradesi göstermek, Allah’ın yardımına müstehak olmaktır.

Rabbimiz, “Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır, o yardımcıların en hayırlısıdır.” (Al-i İmran, 150)

“Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz Allah, çok kuvvetli, mutlak güç sahibidir.”(Hac, 40) buyurmaktadır. Bununla birlikte Allah yolunda hizmet ederken yardımcılara ihtiyaç vardır.

Rabbimiz Musa -aleyhisselam-’ın duasını şöyle haber vermektedir:

“Bana ailemden birini yardımcım yap.” (Taha, 29)

“Andolsun biz Musa’ya kitabı verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık.” (Furkan, 35)

Rabbimiz, ihlas ve samimiyetle yoluna hizmet edenlere, kıymetli yardımcılar ihsan etmiştir. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize en yakınlarından düşman olanlar olmuş, Mekkeliler düşman olmuş, Allah da O’na ashabını ihsan etmiştir.

Lut -aleyhisselam-’a, Nuh -aleyhisselam-’a eşlerinden çocuklarından düşman olan olmuş, Allah -celle celaluhu- onlara ümmetlerini ihsan etmiştir.

Yusuf -aleyhisselam-’a kardeşleri düşman olmuş, Rabbimiz kendisini hapsedenleri, Yusuf -aleyhisselam-’a yardımcı kılmıştır.

Rabbimiz; “Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.” (Enfal, 62) buyurmaktadır.

Tarihe baktığımızda inkârcılardan, münafıklardan hatta Müslümanlardan nefislerine uyanlar bilerek veya bilmeyerek, Allah davasını sekteye uğratmaya çalışmışlardır.

Rabbimiz, “Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah sizin dostunuzdur. O ne güzel dost o ne güzel yardımcıdır!” (Enfal, 40)

“Zulmedenlere meyletmeyiniz yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur.” (Hud, 113) buyurmaktadır.

İnsan fıtri olarak, hem gündelik işlerinde hem de Allah yolunda hizmet ederken, birilerinin yardımı ile mesrur, birilerinin engellemesi ile mahzun olurlar ama Rabbimiz, bunlara takılıp kalmamayı, Allah dost ver yardımcı olduktan sonra hiçbir şeyin, kendilerine engel olamayacağını müjdelemiştir.

“Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın, dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” (Al-i İmran, 27)

“Orada Zekeriya, Rabbine dua etti. ‘Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet, şüphesiz duayı sen hakkıyla işitensin.’ dedi.” (Al-i İmran, 38)

“Zekeriya ‘Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karımda kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi. Allah, ‘Öyledir, Ama Allah dilediğini yapar.’ dedi.” (Al-i İmran, 40)

Kısır bir kadından çocuk dünyaya getiren Rabbimiz, ne kadar güçsüz ve cılız da olsak ihlas ve samimiyetle, Allah yolunda çalıştığımızda, küçük hizmetlerden, nice büyük hizmetler halk eder. Yeter ki nefislerinizi bulaştırmayalım, basit hesaplar peşinde koşmayalım.

Rabbimiz, “Allah bir kimseyi, ancak gücünün yettiği şey ile yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına kötülükte kendi zararınadır.” (Bakara, 286)

“Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz, Allah onu bilir.” (Bakara, 270)

“Hani, İmran’ın karısı, ‘Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.’ demişti.” (Al’i İmran, 35)

Onu doğurunca, ‘Rabbim!’ dedi, ‘Onu kız doğurdum.’ -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- ‘Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.’” (Al-i İmran, 36)

“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. ‘Meryem! Bu sana nereden geldi?’ derdi. O da ‘Bu, Allah katından’ diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” (Al-i İmran, 37)

Rabbimiz, yoluna, hizmetine ihlâsla bahşedilen şeyleri kullarından kabul buyurmuştur. Nefsimizi, neslimizi, Rabbimizin bahşettiği her şeyi, onun yolunun hizmetkârı kılmadan kurtuluşumuz mümkün değildir.

Kırık dökük hizmetleri ile bir şey yaptığını zannedenler, Rabbimizin ihsan ettiği nimetlere, Rasullerin ve has kulların her şeyi ile hizmetlerine baksınlar da hizmet ediyorum demekten utansınlar.

Rabbimiz, Gökleri, yeri, yağmuru, denizde yüzen gemileri, güneşi ve ayı, geceyi ve gündüzü, çeşitli renk ve biçimlerde yarattıklarını, denizin nimetlerini, rüzgarı, hayvanları, bütün yerdekileri ve göktekileri hizmetimize vermiştir.

Rabbimiz, “Ey kavmim, ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, benim ücretim ancak, beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Hud, 51). buyurmaktadır.

Rabbim bizleri Allah yolunun samimi yardımcıları yapsın.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2012

Sayı: 293

İlkadım Arşiv