Kasım 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Allah Yolunda Kenetlenip Saf Tutanların Sonu Ne Olur ki?

İnsanız; doğarız, büyürüz, besleniriz, hastalanırız, seviniriz, üzülürüz, heyecanlanırız, uyuruz, tepki gösteririz, anlam yükleriz, duygulanırız, yaşarız ve ölürüz. Süreç olarak aynıyız işte. Biyolojik özellikler hepimizde yaklaşık aynı disiplinle çalışır. Tüm bu ortak özelliklerimizin yanı sıra farklıyız da.

Farklılığımız doğu ile batı arasındaki mesafe kadar fark oluşturur. Bakışımız, değerlendirmemiz, duruşumuz, doğrularımız, hareket noktamız, önemsediklerimiz, korkumuz, beklentimiz, tepki nedenimiz, anlayışımız… farklılıkların görüntülendiği durumlardır. Farklılığımızın nedeni yaratılmış olduğumuzu kabul edip etmeme ve bunun gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirip getirmeme üzerine sabitlenmiştir. Böylece tâ temelden ayrılan iki farklı insan ortaya çıkıyor. İman edenler ve inkâr edenler(iman etmiş gibi davrananlar da bu grupta yer alır).

Allah’ı kabul ederek iman etmiş olma lütfuna mazhar olanlar hayatlarını Allah’ın emirlerini yerine getirme ve yasaklarından sakınma prensibiyle planlamışlardır. Hayatı böyle planlamak ve yaşamak Allah ile kul arasında yakınlaşmaya neden olur. Bu durum şu soruya cevap aramayı da beraberinde getirecektir; “Allah kimleri sever?”

Bu soruyu iki önemli başlıkta cevaplayalım.

1.   Allah Teâlâ Bireysel Sorumluluklarını Yerine Getirenleri Sever

İnsanı AllahTeâlâ’ya sevdirecek en önemli hareket imandır. İman, insana insanlığını kazandıran bir düstur, eylem ve heyecan kaynağıdır. İman eden insan küfrün karanlıklarından ve çirkefliklerinden iç âlemini temizlemiş olur. Aynı zamanda kul iman ederek Allah’ın himayesine, güvencesine girmiş olacaktır. Nefsinin ve şeytanlaşmış insanların köleliğinden Allah’a kulluğa terfi edecektir.

Allah Teâlâ temizlenenleri sever. İnsanın beden temizliği önemlidir ve önemsenmiştir. Bu nedenle birçok ibadetin şartı olmuştur. Beden temizliğinin yanı sıra kibir, ücûb, sum’a, riya, hased, kin, aç gözlülük, şehvet, dünya hırsı gibi kalbi hastalıkların da temizlenmesi gerekir. Böylece Allah’ın şu ayeti üzerimizde tecelli etmiş olur. “Allah tevbe edenleri de temizlenenleri de kesinlikle sever.”(Bakara, 222)

Allah Teâlâ; kendini Allah’a adayan, adaletli, takva ehli insanları sever. Bu insanların dertleri de dertlerinin ilacı da sadece Allah’tır. O’nun isteklerinin yerine gelmesi uğruna mallarını da canlarını da feda etmişlerdir. İnsanların örnek veya rol model aradığı zamanların vazgeçilmez karakter misalleridir.

Allah Teâlâ; başına gelenlere sabreden ve Allah’a güvenip tevekkül eden kimseleri sever. İmtihan bilinciyle hayata bakan aynı zamanda tek güvencesi Allah olan bu insanlar sevgiyi hak eden bahtiyarlardır. Başlarına gelenleri insanlardan bilmedikleri için hüzün bulutları sadece ahiret endişesiyle başlarını sarar.

Allah Teâlâ elindekilerle yetinen kanaatkâr insanları sever. Gözlerini ahiretteki nimetlere çeviren bu insanlar dünyanın konforuyla da zevkleriyle de ilgilenmezler. Basit hesaplara girmedikleri için insanları kolaylıkla affederler. Yeryüzünün ıslahından kendilerini sorumlu tutmaları nedeniyle sömürü düzenlerinin baş düşmanlarıdır.

Allah Teâlâ aşırıya kaçmayan, güzel davranış sergilemek için mücadele eden kimseleri de sever. Hayatı uç noktalarda ve anlayışlarda yaşamak insanı toplumdan uzaklaştırır ve üzerine düşen sorumluluğu unutturur.

2.   Allah Toplumsal Sorumlulukları Yerine Getirenleri Sever

İnsanın toplumsal planda sahne almasının temeli iyiliğin yaygınlaşması, kötülüğün engellenmesi ve güven ortamının sağlanmasıdır. Bu görevin yerine getirilmesi toplumu ıslah edecektir. Böylece İslam’ın hayatbahş emirleri bütün insanların dikkatini çekecektir. Bunu gerçekleştirme lütfuna erenler hem kulunu hem de kendini Allah’a sevdirmiş olacaktır.

Allah Teâlâ ahdini bozmaktan çekinen iyi niyetli insanları sever. Toplumun güven kavramına yeniden ulaşması için söz verdiğinde sözünü doğrulamak için çaba gösterenler topluma sükûnet kazandıracaktır.
Allah Teâlâ toplumda adaleti hâkim kılan ve yaygınlaştıranları sever. Toplumları ırkçılık, fanatiklik, taraf tutma, adam kayırma gibi ifsat eden engeller ancak adaletle ortadan kalkar. Adaletli yönetici üstünlüğün takvaya bağlı olduğunu uygulamalarıyla insanlara ispat edecektir.

Allah Teâlâ kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf tutarak savaşanları sever. İslam ve insanlık düşmanları Müslümanları dejenere etmek, saplantılı hale getirmek, boş hedefler uğrunda ömürlerini tüketmek gibi amaçlarını gerçekleştirmek için boş durmazken Müslümanların birbirilerine düşmesi, kardeşini yüzüstü bırakması anlaşılması zor bir durumdur. İslami ilimlerin içinde bile üstünlük yarışı neyin nesidir? Yine de biz Müslümanlar Allah yolunda kenetlenip saf tutmayı becereceğiz, inşallah. O zaman hainlerin vay haline. İşte o zaman Allah’ın sevdiklerinden olacağız.

Bu ifadelerimize ilaveten Allah Teâlâ; kâfirleri, menfaatçileri, çok yüzlülüğü şiar edinenleri, fesatçıları, bozguncuları, zalimleri, şımarıkları, büyüklenenleri, kendini beğenenleri, aşırılığa meyledenleri, günahta ısrar edenleri, israf edenleri, yalancıları sevmez. Sevilmeyen de hayır olmadığı için bunların yeri cehennemdir.

“Allah kimleri sever?” sorusuna Kur’an-ı Kerim çerçevesinde yukarıdaki açıklamaları yaptıktan sonra soruyu bir de şöyle sormak gerekiyor: “Kimler Allah’ı sever?”

Allah’ı bir ve tek ilah kabul edenler,

Allah’ı rab bilip O’nun terbiyesine girenler,

Kendinin ve etrafında ne varsa hepsinin yaratılmış olduğunu kavrayanlar,

O’nun emirlerinin insanı huzura götürdüğünü anlayanlar,

O’na karşı içinden derin bir saygı duyanlar,

Ahiretidertedinenler,

Tevbesini yalnızca Allah’ın kabul edeceğini bilenler,

Allah’ın adalet ve merhamet sahibi olduğunu bilenler,

Allah’ın kendisini yalnız bırakmadığının farkında olanlar,

Ve kullarını çok sevdiğini bilenler Allah’ı çok severler.

Bu cümlelerde kendimize yer bulabilmek temennisiyle…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2015

Sayı: 328

İlkadım Arşiv