Ağustos 2012 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

Ali Ulvi Kurucu’nun Ardından & Ali Ulvi Arıkan

Kıymetli İlkadım okuyucuları! Bu köşede tanıttığımız ilk eser Ertuğrul DÜZDAĞ’ın hazırladığı Ali Ulvi KURUCU’unun Hatıraları isimli eserdi. Yıllar sonra o mübarek insanla ilgili bir eser daha tanıyacağız. Bu eserimizde Ali Ulvi Hocamızın Türkiye’ye geldiği zamanlar tanıştığı, beraber program düzenlediği, arkadaşlık ettiği 44 seveninin vefatından sonra kaleme aldıkları yazıları okuyoruz. Yazı yazan isimlere baktığımızda Ali Ulvi hocamızın gerçekten farklı biri olduğunu anlıyoruz. Çünkü Müslüman’ı sadece Müslüman olduğu için seven bir yaklaşıma sahiptir Ali Ulvi Hoca.

Ali Ulvi Hocamızla ilgili yazıları okudukça gözümüzün ve kalbimizin önünde büyük saray kapılarının ardına kadar açıldığını görüyoruz.

Ahmet Doğru’nun yazısını okurken Üstadın hayatının o ulvi gayesini öğreniyoruz: “Benim bir gayem var, davam ve idealim var; insan yetiştirmek. Bilhassa cemiyete güneş, lider, mürşid, sahip olacak imanlı irfan gençliğini yetiştirme aşkım var. Bahçıvanı görürsünüz eli kan içinde, dersiniz; Niye? Der ki: Yavrum ben gül yetiştiriyorum.”

Ahmet Taşgetiren’in yazısını okurken duygu yoğunluğuna kapılıp Üstad’ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme seslenişini okuyoruz. “Sana olan ümmetlik borcumuzu nasıl ödeyebiliriz”?sorusunun cevabını düşünmeye dalıyoruz.

Dr. Coşkun Yılmaz’ın yazısıyla bir sıkıntımızı daha görüyoruz: “ Bir fakirleşme içinde çağımız. Ve bizimkisi de bu çağın fakirleşmesine, şu kubbede hoş sada bırakacakların azalışına şahitlik etmek…Bir büyük medeniyetin, asrımızda inşa edebileceği insan tipinin bir örneğiydi aramızdan ayrılan… Ümmet olarak, millet olarak yoksullaşmamızın serüvenini izleyişine üzülmeli…” Ali Ulvi Kurucu, neslimizin emsaline pek aşina olamayacağı, sözle eylemi birleştiren bir üstad, zamanı inşa eden bir mimar, bir gönül imarcısı, ümit aşçısı, heyecan abidesi, gençlik sevdalısı, bir evvel zaman ustasıydı. Hatıralarıyla yaşayan tarih ve tarihi yaşatan adamdı.

D.Mehmet Doğan’ın yazısında Üstadın nasıl bir dil zenginliğine sahip olduğunu ve bu zenginliğin yerine fakirliği nasıl seçtiğimizi görüyoruz: “Bize Osmanlı aydınının ne olduğunu, son defa tecessüm ettiren bir şahsiyet olarak hafızamızdaki yerini aldı Ali Ulvi Bey. Onu hatırladıkça, aynı zamanda nasıl zengin bir mirası teptiğimizi veya en azından yağmaladığımızı da hissetmek zorunda kalacağız.

Özetle Ali Ulvi hocamız, her yazanın nazarında farklı bir özelliğiyle iz bırakmış bir gönül insanı, bir dava insanı. Diğer yazarlarımızın yazılarını okumayı sizlere bırakıyor ve Üstadın şiirinden bir bölümle yazımı sonlandırıyorum.

Ey yolcu şafaklar sökecek haydi ilerle,

Zulmetlere kan ağlatacak meşalelerle.

İncitme büyük ceddini Allah’ı seversen,

Milyarla şehidin ebedi varisisin sen.

Marifet Yayınları

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2012

Sayı: 289

İlkadım Arşiv