Aralık 2014 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Ahiret Yatırımı: Sevap

Yeryüzüne kulluk imtihanı için geldiğini bilen ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirebilmek için çaba gösteren Müslümanların bulunduğu ortamlarda en çok dile gelen kavramlarımızdan biri de sevaptır herhalde. Müslümanların hayat anlamında motive edilmesi, ibadetlerde gevşekliğe düşülmemesi, ilahî lütuflara mazhar kılınması, ahiret sıkıntılarından uzaklaşılması manalarına gelecek şekilde kullandığımız sevap kavramına; “Ne demektir? Nerede karşımıza çıkacaktır? Bu dünya için sevaptan bahsedilebilir mi? Hangi davranışlarımızdan sevap beklemeliyiz?” sorularıyla ufkumuzda yön verelim.

Sevap kelimesi kulağımızda her yankı bulduğunda aklımızda oluşan ilk algı ‘iyi hareketler ve davranışlardır.’ Oluşan iyilik algısı bize, toplumumuza, yaşadığımız zamana veya toplumun sosyal ihtiyaçlarına göre oluşmamalıdır. Algımızdaki iyilik Allah Teâlâ’nın ‘yapın, güzeldir’ dediği her türlü davranış ve hareketler çerçevesinde oluşmalıdır. Bu yaklaşımla ancak sevabın faydası olacaktır. Bu anlam perspektifinden sevap -Kur’an ifadesiyle- ‘salih amel’ olarak değerlendirilir.

Sevap, aslına dönecek olan her şey için de kullanılmıştır. Kâinatta olan her şey -insan ve insanın davranışları dâhil- bir gün Allah’a dönecektir. Çünkü ‘aqıbet-ül umûr/ işlerin sonu’ ancak Allah’adır. Her şey O’na dönmüş olacak ve her şey O’nun tarafından değerlendirilecektir. Yaptığımız hareketlerin ve sergilediğimiz davranışların karşılığını ancak Allah verecektir. Hareketlerimiz ve davranışlarımız Allah Teâlâ’nın doğru dedikleriyle uyuşursa artı (+), uyuşmazsa eksi (-) hanelerimize işlenecektir. Bu yönden sevap dünya hayatının tam olarak karşılığıdır. Öyleyse Allah Teâlâ’nın övdüğü işlere/ davranışlara yönelmemizde fayda var.

Sevap, mizanda amellerimiz tartılırken yüzümüzü güldürecek ve ağırlığıyla cennete doğru yolculuğumuzu başlatacak olan iyiliklerimizdir. Sevabın ağırlığı ise sevabı işlerken oluşan niyetimiz ve samimiyetimizle doğru orantılıdır. Sevap, bu dünya hayatının geçici lezzetlerine kendini kaptırmayacak kadar bilinçli ve Allah’a iman edenler için ahiretle alakalı bir kavramdır. Bu insan modelleri için dünya hayatı gayret/ iş/ eylem diyarı, ahiret ise -inşallah- sonsuz huzur diyarı.

Ahirete olan imanımız dünyada yaşadığımız sürece iyiliklere yönelmemizi ister. Karşılığını sevap olarak alacağımızı ifade ettiğimiz iyilikler sadece kıldığımız namazdan, tuttuğumuz oruçtan, verdiğimiz sadakadan, kestiğimiz kurbandan, çektiğimiz tesbihten mi ibaret? Güven hissinin olabildiğince zedelendiği şu toplumda insanlarda güveni yeniden tesis etmek için yaptıklarımız, bir kardeşimizin sıkıntısını gidermek için rahatımızdan verdiğimiz tavizler, gençlerin ilim tahsilini kolaylaştırmak için yapılanlar, kâfirlerin üzerimizdeki oyunlarını çözmek için yaptığımız çalışmalar ve bu çalışmaları insanlara duyurmak sevap değil midir?

Müslümanlara duyduğumuz muhabbetten, kötülüğü engellemek için elimizi taşın altına koyduğumuzdan, hayatımızda itidali bulmak için gösterdiğimiz gayretten, verdiğimiz sözlere sadık kalmaktan, İslamî çalışmalara verdiğimiz destekten, başımıza gelen sıkıntılara sabretmekten, kültür emperyalizmini ortadan kaldırmak için televizyonları kapatmaktan sevap alamayacağımızı mı zannediyoruz? Ne kadar da boş bir zan.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2014

Sayı: 317

İlkadım Arşiv