Nisan 2013 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

21 Yaş Sevinci

Çözüm arayışları içerisinde olanların en büyük dayanakları çocukları. Herkesin arzusu çocuklar, gençler ölmesin. Analar ağlamasın evlere ateş düşmesin. Çünkü bir genç askerlik çağına çok zor şartlar ve emeklerle ulaştırılıyor, ulaşabiliyor. Anne baba o çocuğun gözüne bakıyor, çocuğuna gözü gibi bakıyor. Zor şartlar ve çok emeklerle yetişenlere çocuklarına sahip çıkması çok normal.

İnsanlar eserlerine de “çocuklarım” der. Bizim de eserlerimiz var. Bunlar bizim elimizde büyüdü. Gönlümüze yer etti. İlkadım da bizim çocuğumuz. Tıpkı ART, tıpkı Enderun gibi. O bir ayrı çocuk ama yetişti, büyüdü, 21 yaşına ulaştı. 21. yaş, dile kolay 21 sene.

Rahmetli Zeki Soyak Hocamız içimizden biriydi ve hep içimizdeydi. Plânlı istişareler kadar ayaküstü sohbet tarzı istişareler de olurdu. Bu istişareler bazen beyin fırtınasına dönüşür bazen de çok orijinal fikirlere kaynaklık ederdi.

Nevşehir’deki “ev sahibinin gireni çıkanı iyi olur” denilen bir gece oturuşundaydık. Bir gazete çıkarsak denildi. Kim dedi, neden dedi bilinmez ama konu oldu. Düşünelim ve daha sonra bir daha değerlendirelim denildi. Değerlendirmeler sonucu konu pişti ve eski sehpanın üzerinde kondu. Maliyeti, kimin sorumlu olacağı, nerede basılacağı, kaç sayfa olacağı gibi tüm sorular sehpanın üzerindeki deftere yazıldı (Çünkü bir masamız henüz yoktu).

Yazı kurulu, sorumlu yazı işleri müdürü, sahibi, hepsi tespit edildi ve “Ş”si iyi basmayan daktilo ile ilk sayının yazıları hazırlandı. Mutfağı olmayan, daracık holü ve 6 m2’lik odası ile bir bekâr evinde ilk sayı hazırlandı. Davut’un daktiloya geçirdiği el yazıları matbaaya verilir hale geldi. Gece sabahlara kadar İlkadım Gazetesi’nin her sayfası ayrı yarı hazırlandı ( Nisan 1992). O dar mekânda sandalye üzerinde uyuyan İlkadım ekibinin tasarım ve sayfa düzenlemesini yere abanarak yaptığını hepimiz biliriz.

Biraz geniş bir mekâna taşındığımızda “huh” demiştik. A. Kılıç ile bazı arkadaşlarının eski ve yıpranmış çekyatların üzerinde uyuyup sabahlamaları çok anlatılmıştır. Yazarların geciken yazıları, tasarımdaki acemilikler, tashih hataları, telefonlaşmalar vs. hepsi çok tatlı anılar.

Yahu Ahmet Hoca (Edebiyat öğretmeni güzel insan), manşeti hala getirmedin. Üç gün gecikti.” Karşıdan cevap geliyor: ”Haklısın İbrahim Hoca hemen yazacağım.” Bir gün daha geçer. Yine telefon yine o cevap. “Haklısın hocam.” Artık dayanamıyorum, “Yahu haklı olmak için değil, manşet yazısı arıyorum. Şu manşeti ve yazısını getir.”

“Tashih bitti mi Akif?”

“Bitti sayılır. Ben kendi sayfalarımı tamamladım. Diğer musahhihleri bekliyorum.”

Savcılıktan soruşturma var. Abdullah Abi’nin “Atatürk’ün Uşağı İdim” isimli Cemal Grana’dan iktibası sebebiyle Ankara DGM soruşturma açtı. İş kötü.

Yazı işleri müdür ve yazar hakkında soruşturma yargılamaya, hapis cezası isteğine döner. Akif de Mehmet de zor durumda. Allah kerimdir. Sonra af gelir ve mahkeme düşer. Hayatın Cilveleri.

Hazırlanışı, yazılışı, tashihi, matbaaya gidişi, basılıp gelince paketi açarkenki heyecanımız, değerlendirmelerimiz, kendi kendimizi eleştirmemiz. Hepsi tatlı mı tatlı anılar oldu.

Rahmetli Zeki Hocamın hep içimizde olarak gazeteyi sırtlaması, yazıları, övgüleri, sevincimize üzüntümüze ortak oluşu ve hep gelişen bir basın organı. Ahmet Kılıç, Akif Dursun, Davut Bozbıyık, Mehmet Konukaldı, Zeyd Kahraman, Fuat Balkan İlkadım’ın hem fikir hem de emek işçileri.  Ve hala devam eden niceleri…

Küçücük bir Anadolu ili Nevşehir’den bir grup samimi ve fedakâr insanın, gençlerin sesi olarak Tüm Türkiye’ye hatta dünyaya haykırışlarının bir sembolü. “İlkadım Bir Mekteptir ya.”

İlk çıkış, ilk sayı, ilk okuyucu, ilk yazı ve İlkadım. İlk olmanın, ilki yaşamanın tadı heyecanı her zaman ayrıdır. Onu tekrar yaşamak pek mümkün değildir. Ancak İlkadım,  birçok ilke imza attı. Kendi kendini hep geliştirdi. Yazarlar yetiştirdi. Hem muhteva, hem tasarım, hem dergicilik yönünden” mektep” olduğunu gösterdi. Bu alanlarda birçok gencimiz usta oldu. Yazarlarımıza yeni yeni yazarlar katıldı. Genç, çocuk yaşlı demeden sayfalar herkese açıldı. Sayfalar yetmez olunca özel sayılar ve “Baciyan” doğdu. Daha neler doğacak bekleyin.

 BUDİST CUNTA’NIN BURMA ZULMÜ

Burma’daki Budist rejimin Müslümanlara uyguladığı baskı ve zulmün had safhaya ulaştığı bundan dolayı günde ortalama 5 bin Müslüman’ın çevre ülkelere göç etmek zorunda kaldığı bildiriliyor.

Uluslararası Yardım Kuruluşu MFS’nin yaptığı açıklamada Bangladeş’e göç edenlerin sayısının 200.000’i aştığı, pek çoğunun ise Budist askerlerce yollarda katledildiği,  genç kız ve kadınların askerlerce bilinmeyen yerlere götürüldüğü ifade ediliyor.

(Yukardaki yazının bu sayfada ne işi var demeyin. O haber yorum yazısının tamamını 1992 Nisan ayı İlkadım Gazetesi ilk sayısından okuyabilirsiniz. 2012 senesi yaz ayları, o zamanki Burma’da (Myanmar) aynı zulüm.  İşte İlkadım’ın duyarlılığı. “İşte İlkadım bu.” Daha nice yıllara inşallah… 

İbrahim ÇİFTÇİ


 GAZEL (BÂB-I ADÂLET)

İstanbul’u bulmuş adam hiç çekme eziyet

Saymakla da bitmez ki hiç mevcûd-ı meziyyet.

Tek gülle perîşan olunmazmış ki be bülbül

Her bir tepe yetmiş gülün hep aşkına hasret.

Kılmış ve donatmışsın en hoşlar ile yâ Rabb!

Sordum ki bulunmaz imiş hiç böyle vilâyet.

Mihrap ki o, mihmandârın ervâhı içindir

Gök kubbeye dillerle haykırdıkça tilâvet.

Misler misi her yer ve sen, elbet Ayasofya’m!

Miras mı kalır bunca ev. Evler ki kazûlet!

Çok imparatorluk gören ey şanlı seniyye

Eyyûb gibi giryân gömen topraklara Rahmet!

Bin belki de on bin adam aşkınla sınanmış.

Mecnûnlara (binlercedir) sensin sebebiyet.

Hoştur diye çok kimsenin ilhâmına girdin,

Nesbel de girizgâhta hem, bir bâb-ı adâlet.

mef û lü / me fâ î lü / mef û lâ tü / fe î lün

NESBEL


Bâb-ı Adâlet: adalet kapısı

Ervâh: ruhlar

Seniyye:yüksek, çok kıymetli olan

Giryan: çok gözyaşı dökmüş kimse


BİR MEKTEPTİR İLKADIM

Cehaleti yok eden

Bir mekteptir İlkadım.

Gönülleri tok eden

Bir mekteptir İlkadım.

Haber verir hem halden,

Maziden, istikbalden.

Örgüsü itidalden

Bir mekteptir İlkadım.

Can iklimi getiren,

Meyveleri bitiren,

Tüm hamları yetiren

Bir mekteptir İlkadım.

Mazluma açık kucak,

Bir sığınak, bir ocak,

Zulme hesap soracak

Bir mekteptir İlkadım.

O hiç yorgun olmadı

 ‘İlk adım’, onun adı,

Hep son adım muradı,

Bir mekteptir İlkadım.

Özü vakar, metanet,

Çizgisi daima net,

Hocamızdan emanet

Bir mekteptir İlkadım.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2013

Sayı: 297

İlkadım Arşiv