YOLDAŞI HOŞGÖRÜ OLANIN YOLCULUĞU DA HOŞ OLUR

YOLDAŞI HOŞGÖRÜ OLANIN YOLCULUĞU DA HOŞ OLUR

İnsan, bu hayatta tek başına yürümüyor aslında. Her adımında yanında bir duygu, bir düşünce, bir niyet eşlik ediyor. Kimi zaman öfke omzumuza dokunuyor, kimi zaman kırgınlık içimizi daraltıyor. Ama bir de öyle bir yol arkadaşı var ki; hem yükümüzü hafifletiyor hem de kalbimize ferahlık veriyor: hoşgörü.

   Hoşgörü, her şeyi onaylamak değildir. Haksızlığa sessiz kalmak hiç değildir. Ama insanın, insan olma hâlini anlamaya çalışmasıdır. Eksikliğiyle, hatasıyla, yarasıyla… Hem kendine hem başkasına biraz daha yumuşak bakabilmektir.

  Çoğu zaman en zor olan, başkalarını değil kendimizi hoş görmektir. Yaptığımız hataları büyütür, içimizde sert bir yargıç gibi konuşuruz. Oysa insan, düşe kalka öğrenir. Hoşgörü burada başlar: “Ben de insanım” diyebilmekte. Kendine şefkat gösterebilen biri, başkasına da merhametle yaklaşır.

  Hoşgörüyü yol arkadaşı edinen bir kalp, kırılmayı da kırmamayı da bilir. Tepki vermek yerine anlamayı seçer. Hemen hüküm kurmak yerine biraz durur, biraz düşünür. Çünkü bilir ki herkesin görünmeyen bir hikâyesi vardır.

  Bu yol arkadaşını seçtiğinde, hayat değişmez belki… Ama senin bakışın değişir. Aynı olaylar, aynı insanlar aynı dünya… Ama daha az yük, daha çok huzur olur içinde.

  Hoşgörü, insanın kalbini genişletir. Genişleyen kalpte ise hem kendine hem başkasına yer vardır.

  Belki de mesele şu:

  Yolda kimlerin olduğu değil, senin kiminle yürüdüğündür.

  Eğer yanında hoşgörü varsa, yol her şeye rağmen daha katlanılır, daha anlamlı ve daha insanca olur.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.