SEYAHAT – SIHHAT – ŞAHİD
Merhaba uzun zamandır yoldayım. Radyonun ne kadardır çekmediğini unuttuğum bir yolculuk. “Yine sevebilirim” diye geçiriyorum aklımdan. “Yine” belli ki bir şeyler değişmiş.
Beni heyecanla(hasretle) bekleyen ilerdeki benin sesini duydum bir an. İlerlemeye devam etmem için bana seslenmenin bir çaresini bulmuş. İçimdeki pes etmeyi bilmeyen vazgeçmeyen beni hatırlattı bana. Bir önceki yazımda bahsetmişim “Ne kadar uzağa gidersem gideyim kendime yolculuk yaptığımı ve içimde taşıdığım özlemleri fark ettiğim bir seyir oldu.” diye yazmıştım. Yeni yeni oturuyor parçalar içimde. Radyo frekansı ararken gelen cızırtı seslerini duymamak için radyoyu kapattığımı fark ettim. Bu yazımda gönül frekansıma yolculuğa çıkıyorum.
Hepimizin hayatında frekans ararken çıkan cızırtı sesleri gibi dönemler oluyordur. Olumsuzluklar ters giden işler, karşılık bulamayan adımlar ya da daha zamanı olan isteklerimiz… İsra suresinde “İnsan, şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir!” diye geçiyor.
Hemen olsun istiyoruz ama hayır mı şer mi bilmiyoruz. Cızırtı sesini bir adım geri atıp “neler oluyor?” fark etme refleksine benzetiyorum. Dilimden dökülse de “bu da geçer ya hu” ferahlamasını içimde seslendiremiyordum.
Gerçekleşmiyor diye birer birer sevdiğim şeylerden uzaklaştığımı ruhumun geride kalışının bütün ilerleyişi durduğunu şimdi anlıyorum. Yaşadığım bu aydınlanma beni çok özlediğim bir yolculuğa hazırlıyormuş.
Ramazan günlerinde gönlüme tazelenmenin en güzel yolu olan umre hasretinin düştüğünü hissediyorum. Dualarımı artırıyorum, nereye baksam Mekke ve Medine’yi görüyorum. Şirketleri arıyorum ama hep dolduğuna dair olumsuz dönüşler alıyorum. Çokça kullanılan sosyal medya uygulamasından Ravza bahçesinde bir video şöyle yazıyor ” Ellerini açtı. Rabbi sesini duydu ve duasını kabul etti.” Gözyaşlarımı tutamıyorum. Ravza’da teravih namazı hayalleri süslüyor hayatımı… Birkaç gün sonra tevafuken Vakıftan arkadaşım vesilesi ile adını ilk kez duyduğum tur şirketini bir cesaretle arayıp iletişime geçiyorum. Kısa zaman içinde vizemiz ve uçak biletlerimiz alınıyor. Tur yetkilisinden gelen mesajda “kabul edilmiş dualarınız varmış…” yazıyor. İşte çağırılan nasipli kulların arasına annem ve benim adımında yazıldığına mutmain oluyoruz. Ben bu yolculuğu zaman zaman pasif de olsa çok istiyordum. Hasret ateşi düşünce gidersin diyorlardı. Önceki gidişimden 8 yıl geçip hasret ateşi alevlenince anladım. Davet edilmiş olmanın mutluluğunu ve şükrünü aldığım her nefeste hissediyordum. Elhamdülillah ki bazen gözyaşlarım eşlik ediyordu anlatmama. Yol arkadaşım annemdi ve Allah’ın davetlisi olarak umre yolculuğuna çıkacaktık, bence cennete gidiyorduk. Dünyadan uzak yerler Mekke ve Medine. Bütün telaşlar, gündelik işler, gelecek kaygıları yerini Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayenin olmadığı gece ve gündüzü ayıramadığın anlara bırakıyor. Yazımın başındaki ruh halim orada ki beni düşünemiyordu bile. Yazımı tamamlayan ruh halim ise hala Mekke ve Medine’de…
Bir bilinmezliğin içinde olan çıkışı bulamayan tüm ruhlara demek isterim ki tünelin sonunda ışık var. Kendinizden ümidi sakın kesmeyin. Geçici ve bir imtihan olduğu hissini diri tutun. Bize sa’y ibadetini bırakan Hz. Hacer’i hatırlayın. Aramaktan ve bulacağınıza inanmaktan vazgeçmeyin. Çölde suyu arayın umduğunuzdan fazlası ile karşılayacak bir Allah’ımız olduğunu unutmayın.
Bu yazımda kişinin bazen ilerlemek için durmaya ihtiyacı olduğunun ve şahit olduklarını gözden geçirmesinin de devam etmek sayılabileceğinin farkına varıyorum. Bazen ne kadar geride kaldığımızı düşünsek de yetiştiğimiz her zaman nasibimiz olacaktır. İnsan kendi hayatında da yolculuğa çıkabilir. Denemenizi tavsiye ederim. Bir sonraki yazımda inşaAllah Medine’yi benim gözümden seyir edeceğiz.
Selam ve dua ile…