GEÇMİŞİN SÖZLERİYLE KONUYA BAKIŞ: BİR ATASÖZÜ BİR DEYİM
Bismillahirrahmanirrahim, hamd âlemlerin rabbi Allaha (cc) salat ve selam onun nebisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemedir. Hiç şüphe yok ki her daim yanımızda olan, en zor ve en güzel anlarda, en iyi, en biricik yol arkadaşı Allah’tır cc. Biz yol arkadaşı olarak sistemin yegâne yaratıcısını seçersek bu sistem içerisinde yaşarken ve cenneti umut ederken en asgari seviyede zorlanırız. Halık olan Allah yarattı sonra kenara çekildi düşüncesi biz Müslümanlarda olamaz. Bizi başıboş bırakmayan Allah cc. sistem kılavuzunu ve rehberlerini de gönderdi. Kitap ve peygamberle bize bu kapalı sistemde nasıl yaşanılacağını ve bu yaşantıyla sonsuz vaadinin nasıl kazanılacağını öğretti. Kişiler olarak bize düşen; bu rehberliği kabul edecek miyiz, yoksa başka her çeşit yönlendirici ve yanıltıcı sistemler, ideolojiler ve bu zihniyetteki insanlarla mı yol yürüyeceğiz? Yaratılan her insanın kendi seçtiği şeyin sonucuna göre muamele göreceği o güne iman ediyoruz ve o güne iman edenlerin konuyla ilgili neler söylediğini merak ediyoruz…
Arkadaşlık üzerine söylenmiş nice söz vardır. Ancak “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözü hem konuyu özetlemesi hem de insanın çevresiyle olan bağını açıkça ortaya koyması bakımından anlamlıdır. Çünkü insan, çoğu zaman yanında yürüdüğü insanlarla tanınır, onların ahlakından, bakış açısından ve yaşam biçiminden izler taşır. Peygamber Efendimizin (sav) “Mümin müminin aynasıdır.” sözü de konuyu açıklar. Günümüzde sıkça duyduğumuz “İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” sözü de konuyu destekler. Anlaşılıyor ki insan etkilenen aynı zamanda etkileyen bir varlık. Yediğimizden içtiğimize, bulunduğumuz ortamlardan dinlediklerimize izlediğimiz şeylerden okuduklarımıza, yanında vakit geçirdiklerimize hepsinden etkileniyor yani şekilleniyoruz. Bir şekilde ruhumuza dokunuyor. Bu sebeple tasavvuf erbabı helal gıdaya önem vermiş şüpheli şeylerden kaçınmaya çalışmışlar. Göz, kulak ve ağızdan giren şeyler kalbi şekillendirir. Peygamberin (sav) dediği gibi kalp iyi olsun ki bütün vücut iyi olsun yoksa kötü kalpten kime ne fayda… Üzümün bile birbirine baka baka karardığı dünyada yanımızdaki yol arkadaşlarına aman dikkat. Üstelik yol arkadaşı dediğimiz şey yalnızca insanlardan ibaret değil. Belki insan belki sosyal medya, oyunlar dinimizle kültürümüzle uyuşmayan diziler, neyi özendirdiği belli olmayan şarkılar. En kötüsü de çocuğuna ebeveynlik yapmayarak daha yolun başında arkadaşsız bırakılan minikler. Bu durumun konuyla alakasız olduğu düşünülmemeli. Geçen zaman diliminde okullarda olan şeyler bu çocukların yalnız bırakıldığını ve doğru yol arkadaşları bulamadıklarını gösterdi bize. Hayırla doldurmazsak kendimizi ve sorumlusu olduğumuz çocukları, şer ve şer odakları doldurur yol arkadaşlığı yapar elimizden alır yavrularımızı. Ve kendimizi tanıyamaz hale getirir bizleri. Atasözünde geçtiği üzere söylenecek arkadaşsak biz yani ortalaması alınacak etkileyen olacaksak ki amacımız bu, kaliteli insan kaliteli Müslüman olma yolunda en iyi yol arkadaşı: Allah sevgisi, Kuran, sünnet, sahabe örnekliği salih ve samimi kişiler, bu düsturda olmaya gayret eden müminler… Ve unutmayalım insan neyi yanında taşırsa ona benzemeye başlar!
Bu sayının deyimi “Aynı gemide olmak.” Bir tekne hareket ettikten sonra ondan inmenin mümkün olmadığı gerçeğine ve teknede birlikte olan insanların, isteseler de istemeseler tekneyi paylaştığına işaret etmektedir. Aslıda biz insanoğlu da bunca çeşitliliğimize rağmen bu dünyayı paylaşıyoruz iyisiyle kötüsüyle Müslümanıyla gayri Müslüm’üyle. Hepimize biçilen süre boyunca yol arkadaşıyız. Bunu kabul ettikten sonra hoşgörülü olmak, empati kurmak, insanca ve Müslümanca yaşamak daha kolay. Neden bir süre biçilmiş dünya için bu kadar hırslanmak ve diğer insanlara zarar vermek neden?
Allah (cc) demiyor mu Müminler ancak kardeştirler… (Hucurât suresi / 10). İnsan kardeşinin menfaatini gözetir, zarar vermez, birlikte yürüdüğü yolu kolaylaştırır. Konuyu destekleyen şu hadisi yazmak yerinde olur. “Allah’ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kura çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar: Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlar eziyet vermemiş oluruz, dediler. Şayet üstte oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhârî, Şirket 6/ Tirmizî, Fiten 12). Bizler aynı geminin yolcularıysak geminin batmasına müsaade edemeyiz. İyiliği yaymak ve kötülüğü durdurmak, engellemeye çalışmak Müslümanlar olarak bizim görevimiz. Bireysellikten ziyade ümmete vurgu yapan dinimiz, şimdilerin yalnızlaşma ve bencilleşme üzerine kurulan sistemini istemiyor. Sosyal medya aracılığıyla özendirilen tek kişilik hayatlar bize aynı gemide olduğumuzu unutturuyor. Nitekim yalnız koyunu kurt kapar, yalnız insanı nefsi ve şeytan… Özetle bu yol yalnız yürünmez. Doğru yol arkadaşı bulmalıyız, bulamıyorsak doğru yol arkadaşı yetiştirmek için çalışan Müslüman olmalıyız. Bu sözüm önce kendime sonra siz değerli okurlara. Selamünaleyküm.