KUR’AN İKLİMİ – Rum Suresi 21. Ayet / Abdulkadir Yılmaz

KUR’AN İKLİMİ – Rum Suresi 21. Ayet / Abdulkadir Yılmaz

“O’nun varlığının delillerinden biri de kendileriyle ülfet edip huzura ermeniz için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesidir. Şüphesiz bunda, sistemlice düşünen bir toplum için nice dersler ve ibretler vardır” (Rum: 21)

Yüce Rabbimiz biz kullarına karşı son derece şefkat ve merhametlidir.

Bu merhametinin bir nişanesi de bizlere birbirimizle muhabbet edebileceğimiz, teselli ve huzur bulacağımız kendi cinsimizden eşler yaratmasıdır.

Rabbimiz biz kullarına cennet vadederken dünya hayatımızın da cennetvari bir hayat olması için hükümler koymuş, nimetler yaratmış ve adeta bizim dünyada da cennet hayatı yaşamamızı istemiştir.

Allahu Teala, ”Ahkâmül Hâkimîn” hüküm koyanların, hükmedenlerin en güzel hükmedenidir, O’nun hükümleri eşsiz güzelliğe sahiptir.

O, biz kullarının aile içerisinde en mutlu hayatı yaşayacağımızı bildiği için, bizi aile içinde yaratmayı ve aile içerisinde yaşamamızı takdir etmiştir.

Rabbimiz, Hz. Adem’i annesiz babasız; Hz. Havva’yı Hz. Adem’den; Hz İsa’yı ise babasız olarak yaratmıştır. Adeta bunlarla bize şunu öğretiyor; bakın kullarım ben sizi, tek tek yaratabilirdim, sadece anneden de yaratabilirdim. Fakat sizin için en hayırlı olan bir anneden babadan ve bir aile içerisinde yaratılmanızdır.

Bizler tek tek yaratılmış olsaydık; anne, baba, kardeş, amca, dayı, hala, teyze gibi bütün akrabalıklardan yoksun olacaktık. Rabbimiz bizim huzurlu bir dünya hayatı yaşamamız için aileyi yaratmış, bizi de aile içerisinde yaratmıştır. Daha dünyaya gözlerimizi açar açmaz etrafımızda birçok sevenimizle karşılaşıyoruz. Bu, Rabbimiz’in insana verdiği en büyük nimetlerden bir tanesidir.

Fakat bugün, belki de tarihte hiç olmadığı kadar aile kurumuna saldırılar düzenlenmekte, adeta aile kurumu kökten yok edilmek istenmektedir. Bazı aklı evveller çıkıp güya kadına, daha çok değer veriyormuş gibi, Allah’tan daha merhametliymiş gibi; kadın hakları, eşitlik, özgürlük, ekonomik bağımsızlık… gibi kulağa hoş gelen fakat altında büyük bir ihanet ve yıkım olan, çeşitli oyun ve hilelerle aile yuvasının yok olması için çaba harcamaktadır. Bu alanda, Allah’ın, İslam’ın, insanlığın düşmanı olan güruh trilyonlarla ifade edilen servetler harcamaktadır.

Bu yıldızlı sözlerin, getirilen yönetmeliklerin, konulan yasaların sonucu olarak; yüzlerce kız evladımız ve kadınımız cinayetlere kurban gitti, binlerce aile boşandı ve yine yüz binlerce çocuk, anneli babalı yetim ve öksüz kaldı. Çocukların anneleri babaları hayatta olduğu halde, onlar anne şefkatinden, baba himayesinden mahrum olarak yaşamaktadırlar. Sürekli bir mahzuniyetin içerisinde kalmaktadırlar.

Dikkatle baktığımız zaman bütün bunların sebebi Allah’ın koyduğu yasaları beğenmememiz, onun hükümlerine göre bir aile yuvası kuramamamızdır. Aile yuvalarımız, yani evlerimiz meleklerin rahat edebileceği bir ortam olmalıdır. Melekler, Allah’ın anıldığı, namaz kılanın, Kur’an okunan, eve besmele ve selam ile girilen yerlerde bulunurlar. Evlerimizi bunlardan mahrum etmemeliyiz.

Meleklerin rahat edemediği evlerde, şeytanlar rahat eder, şeytanın olduğu yerde de insan için huzur ve mutluluk yoktur. Şeytanların ve şeytanlaşmış insanların en büyük hedefi, karı koca arasını açmak, aile yuvasını bozmaktır. Bundan dolayı sürekli Rabbimize sığınarak yaşamaya gayret etmemiz gerekmektedir.

Şunu unutmamalıyız ki, bize Allah’tan daha merhametli, daha çok acıyacak hiçbir varlık yoktur. Bizim için en güzel hüküm Allah’ın hükmüdür. Biz Allah’tan başka Rabb’ler aramayacağız, Allah’tan başkasının isteklerine, arzularına, emirlerine göre hareket etmeyeceğiz. Rabbimiz Allah’tır. Böyle bir hataya düşersek (son zamanlarda, neredeyse her gün bir yenisini duyduğumuz) aile felaketlerini yaşamaya, dünyamızı zindan etmeye mahkum oluruz. Ahiretimiz de cehennem olur hafezanallah.

Aile yuvalarımız, bizim dünyadaki cennetimizdir. Biz, ailemizin içinde huzur bulur, eşlerimizle sükuna kavuşur, mutlu olur, ailemizde cennet hayatını yaşarız. Ailelerimiz bizim terapi merkezlerimizdir. Karşılığında ne vadedilirse edilsin, aile yuvalarımızın zarar görmesine hiçbir şekilde müsaade etmemeliyiz.

“Ve Allah, onların (müminlerin) kalplerini uzlaştırıp birbirlerine bağladı. Şayet sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini kaynaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfal: 63)

Huzurlu bir aile için, çok büyük servetlere, çok güzel evlere, çok güzel arabalara ihtiyaç yoktur. Huzurlu bir aile için; aile fertlerinin, eşlerin, çocukların Allah’ı her şeyden çok sevmesine ve O’na itaat etmesine, aile içerisinde Allah’ın hükümlerinin hakim olmasına ihtiyaç vardır. Kalpler arasında ülfet oluşturan, mal, mülk, fiziki güzellik, vesaire değildir. Sevgiyi ve muhabbeti yaratan sadece Allah’tır, öyleyse O’na kul olmanın gayreti içerisinde olacağız.

Allah’a itaat eden bir kadına, Allah kocasını itaatkar eder, Allah’a itaat eden bir erkeğe de Allah eşini ve yavrularını itaatkar eder, biiznillah.

Huzurlu bir aile için sürekli dua etmeyi de unutmayacağız: “Ve onlar: ‘Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve evlatlarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl!’ derler.” (Furkan: 74). Tüm dualarımızın arasında mutlaka ailemiz olmalıdır. Cennet de cehennem de ailede kazanılır.

Melekler de bizim ailecek cennete girmemiz için bizlere dua etmektedir: “Ey Rabbimiz! Onları, anne babalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla (ailecek) kendilerine vaat buyurduğun adn cennetlerine koy. Şüphesiz çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin.” (Mümin: 8)

Meleklerin bile dua ettiği aile yuvalarımıza sahip çıkıp, bu duadaki müjdeye nail olmayı Rabbim hepimize nasip etsin.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.