Nuri Ercan ile Gençliğin Durumu, Özellikleri ve Gündemleri Üzerine Konuştuk

Nuri Ercan ile Gençliğin Durumu, Özellikleri ve Gündemleri Üzerine Konuştuk

Genç Adamlar’ın tanımasını ve takip etmesini istediğimiz isimlerden birisiniz. Bize kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bismillahirrahmanirrahim. Ben Nuri Ercan. Aksaray da ikamet ediyorum. Aslen Nevşehir, Acıgöllüyüm. Nevşehir İmam Hatip Lisesi mezunuyum. İmam Hatip Lisesi’nden sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdim. Ardından hemen öğretmenliğe başladım. O gün bu gündür İmam Hatip liselerinde öğretmenlik yapıyorum. Öğretmenlik dışında eğitim çerçevesi dâhilinde bir takım faaliyetler yapıyoruz.

Uğraştığım faaliyetlerden birisi izcilik. İzciliği eğitimin bir parçası olarak görüyorum. Çünkü günümüz gençliği sadece okul ve ders ortamından hoşlanmıyorlar. Gençleri okul dışına taşıyacak faaliyetler yapmak gerekiyor. Böylelikle sosyalleşmelerine de destek oluyoruz. Okul dışında ise İlkadım dergisinin İmbik köşesinde yazılar yazıyorum. Elimden geldiğince de vakıf ve derneklerde hizmet etmeye çalışıyorum.

Allah, Zeki Soyak hocamdan razı olsun. Bizlere her alanda İslami çalışma yapılmasını ve hayatın bir okula çevrilmesi gerektiğini nasihat ederdi. Biz de bu doğrultuda hizmet etmeye çalışıyoruz.

Öncelikle bol sıfırlı gençlik denilince aklınıza neler geliyor?

Sorunuz olumlu ve olumsuz şekilde değerlendirilebilir. Olumsuz yönünü ele alacak olursak gençlerimiz herhangi bir konuya yoğunlaşmayı pek sevmiyorlar ve çok hızlı kararlar alıyorlar. Alınan kararlar sağlıklı olmadığı için en son yapılacak işi en başta yapmaya çalışıyorlar. Bu sorunun kaynağı ise gençlerin yaşantılarını bir ekrandan ibaret sanması. Annelerini, babalarını, sınıftaki öğretmenlerini hatta mensup oldukları vakıf ve dernekleri dahi bir ekran gibi düşünüyorlar. Ekrandaki hızlı değişimi bu ortamlarda göremeyince ise sıkılıyorlar. Bence gençlerin en önemli problemi budur.

Artık gençlerimizin şunu anlamaları gerekmektedir. Hz. Ali’nin deyimiyle zaman bir kılıç gibidir. Siz onu kesmezseniz o sizi keser. Gençliğimizin bu kadar nimet ve imkâna sahip olmasına rağmen toplumuna hizmet edecek bir seviyeye ulaşamaması beni gerçekten çok üzüyor.

Gençlerimizin başka bir olumsuz tarafı ise boş işlerle çok fazla uğraşmaları. Günümüzde boş işlerin çoğalmasının temel sebeplerinden birisi ekran kültürünün yaygınlaşmasıdır. İnternet oyunları, telefon, bilgisayar, facebook, instagram, whatsApp bu kültürün sadece birkaç müessesesi. Bu saydığımız müesseseler olumsuz kullanıldığı için gençlerimize sıfır kazandırsa da onları tamamen sıfırlamak da doğru değildir.

Gençlerimizin malayani hususunda birbirleriyle yarıştığı çağımızda bu malayani çeşitlerinden biri olan oyunlara (telefon, bilgisayar vb.) bizlerin bakışı nasıl olmalıdır?

Önceki soruda bu konuya biraz değinmiştik ama biraz daha açmamız gerekecek. Lokman suresinde “İnsanlardan çoğu vardır ki boş şeyleri satın alırlar.” buyrulur. Boş şeyler için “lehvel hadis” tabiri geçer. Lehvel hadisin ne olduğu konusunda tefsirlerimiz de açıklamalarda bulunur. Tabi ki ilk planda “sözün boş olanı” anlamına gelse de tefsircilerimiz bunu umumileştirirler. “Sözün boşu değil, aslında boş olan her şey anlamına gelir” derler.

Bu hususta Peygamberimizin de hadisleri vardır. Hadislerinden birinde “Kişinin Müslümanlığının güzelleşmesinin boş işleri terk etmesine bağlı olduğunu” söylemiştir. Yine Efendimiz insanların aldandığı hususlarda da bizlere nasihatte bulunur. Bu aldanılan hususlardan birisi boş vakittir.

Faydalı ve faydasız kavramlarına gelecek olursak. Gençlerimizin bu kavramları öğrenebilecekleri kurum ve kuruluşlara sahip olmalarını tavsiye edebilirim. Çünkü okullarımızın şu anda tam anlamıyla dini eğitim verdiğini söyleyemeyiz. Bu kavramları öğrenebilecekleri bir diğer kaynak ise Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim faydalı ve faydasız olan durumları haramlar ve helaller olarak tanımlar. Bir diğer kaynak hadislerdir. Hadisler de yine aynı şekilde değerlendirilir. Gençlerimiz bu sayede faydalı ve faydasız ne demektir öğreneceklerdir.

Başka bir açıdan bakacak olursak boş işlerle uğraşan gençleri suçlamak bir çözüm değildir. Bu boş işlerin yerine geçebilecek alternatif yollar da getirmek gerekir. İslami camiada henüz böyle alternatifler üretilmiş değil. Bu alanda kendimizi geliştirmemiz gerekmektedir. Biz kendimizi bu alanda geliştirdiğimizde gençlerimiz de haliyle boş işlerden uzaklaşacaklardır.

Günümüz gençliğinin en büyük sorunlarından birisi faydalı işleri ertelemesi, faydasız işlere yönelmesidir. İslam’a göre faydalı ve faydasız kavramlarından yola çıkarak bu hastalıktan kurtulmak için bizlere neler tavsiye edersiniz?

Bizler gençlere faydalı ve faydasız kavramlarını öğretirken seçimlerinin sonucunun Allah’ın rızasını kazandıracağını ya da Allah’ın rızasından uzaklaştıracağını da öğretmeliyiz. Böylelikle gençlerimiz Allah’ın rızasını düşündükçe şuur kazanacaktır. Şuur kazandıkça ise önce fayda değil Allah’ın rızası düşünülecektir.

Bir patrondan iş aldığınızı düşünün, eğer patronla aranız iyi olur, istediklerini yapar ve kızdığı davranışlardan uzak durursanız ay sonunda paranızı almanız kesindir. Ama patronunuzun dediklerini tanımazsanız ay sonunun da paranızı alamama ihtimali ortaya çıkar. Kendimizi ay sonunda yani ahirette hangi durumda görmek istiyorsak ona göre yaşamalı ve sürekli olarak yaşantımızı patronun isteğine göre hesaba çekmeliyiz. Bu hesaplar sonucu Allah’ın izniyle bütün hastalıklarımızdan kurtuluruz.

Malumunuz, üniversitelerde Bahar Şenlikleri denilen ve cahiliye izlerini üzerinde bulunduran organizasyonlar yapılmakta. Mü’min bir gencin bu durum karşısındaki duruşu nasıl olmalıdır?

Kanayan yaramıza tuz bastınız desek yeridir. Son dönemde toplumumuz eğlence toplumu oldu diyebiliriz. Bir zamanlar Müslümanlar yılbaşı kutlamalarından sakınırlardı. Eğlence yapmaz, sıradan bir günmüş gibi yaşantılarına devam ederlerdi. Ama şimdi bu durum değişti. Öyle bir duruma geldik ki anasınıfından mezun olan çocuğumuza dahi mezuniyet partisi yapar olduk. Bu, şaşırmışlığın belirtisi.

Nimetlerin çokluğu insanları şükürden, sıradan bir yaşamdan uzaklaştırdı. Bizim zamanımızda herkesin ağzında “Kim bir kavme benzerse ondandır.” hadisi vardı. Ama şimdi bu hadis sanki hiç söylenilmemiş gibi yaşanılıyor. İnsanlar doğum günü kutluyor, pasta kesiyor, üzerine mum dikiyor, tam da Hristiyanlar gibi. Ama şunu unutuyoruz. Kur’an’a baktığımızda helak olan toplumların büyük bir çoğunluğu nimetlerden dolayı helak oldular. Bu hususu göz önünde bulundurmamız lazım.

Üniversitelerimizde ise bahar şenlikleri(!) adı altında yapılan kutlamalar özentilikten başka bir şey değildir. Sırf refah düzeyi yüksek toplumlarda yapılıyor diye bizim de bu kutlamaları yapmamız asla doğru değildir. Böyle ortamlar gençlerimizin günaha adım atmaları için vesilelerdir. Duruma bir de bu gözle bakılmalıdır. Maalesef gençlerimiz bu kutlamalardan sonra kız erkek birlikteliklerini çoğaltıyorlar ya da daha da ileri götürüyorlar.

Biz fark etmesek bile toplumumuz yavaş yavaş uçurumun kenarına sürükleniyor. Dikkat etmeliyiz.

Bize vakit ayırıp sorularımızı cevaplandırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek ya da hatırlatmak istediğiniz şeyler var mı?

Teşekkür ediyorum. Ayrıca Genç Adam dergimizin faaliyetlerini takdir ediyorum. Gerçekten dergimiz gençlere açılan bir gül bahçesi gibi. Gençlerimizi ise dergimizi sahiplenmeye ve dergide daha da etkin olmaya davet ediyorum. Böyle dergilere çok ihtiyacımız var. Dergide emeği geçen arkadaşlarımızdan, gençlerimizden ve teknik elemanlarımızdan Allah razı olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2017

Sayı: 17

Genç Adam Arşiv