Şirk: Allah’a Ortak Koşmak / En Büyük Zulüm
Temmuz 2017 Nurten YÜCEL

Şirk: Allah’a Ortak Koşmak / En Büyük Zulüm

Risalet’in beşinci yılıdır. Atalarının taptığı putlardan vazgeçmek istemeyen müşrikler, Müslüman olanları dinlerinden döndürmek için her türlü işkence ve eziyeti yaparlar. Bu işkenceye dayanamayan ve tek istekleri hür bir şekilde ibadet etmek olan Cafer b. Ebu Talip radiyallahu anh ve arkadaşları Rasulullah aleyhisselam’ın izni ile Habeş Kralı Necaşi’nin ülkesine hicret ederler. Necaşi huzuruna kabul ettiği muhacirlere bu dinin nasıl bir din olduğunu sorar.

Cafer b. Ebu Talip radiyallahu anh hemen “Ey kral” diyerek başlar sözlerine, “Biz cahil, putlara tapan, leş yiyen, çirkin işler yapan, akrabalar ile bağları koparan, komşuya kötü davranan, kuvvetlinin zayıfı yiyip bitirdiği bir toplum idik. Sonra Allah azze ve celle bize güvenilirliğini bildiğimiz bir elçi gönderdi. O elçi bizi Allah azze ve celle’den başka taptığımız taş ve putları terk etmeye, Allah azze ve celle’yi birlemeye ve sadece Allah azze ve celle’ye kulluk etmeye ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaya davet etti.

Cafer b. Ebu Talip radiyallahu anh’ın özetlediği gibi onların tek amaçları ortağı ve benzeri olmayan, doğmamış ve doğrulmamış Rablerine kulluk etmekti. Rablerine “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz.” diyerek iman ve ibadet etmek istiyorlardı.

Şirk; Allah azze ve celle’ye ortak koşmak, Allah azze ve celle’nin varlığına inanmakla birlikte onun tek olduğunu, ondan başka ilah olamayacağını kabul etmemek, Allah azze ve celle’den başka tanrılar edinmektir. Allah azze ve celle katında şefaatçi olması ümidiyle Allah azze ve celle’den başka varlıklara tapınmak, dua edip medet ummak, onlardan yardım istemektir. Tüm bunlar sadece Allah’a ait olan bir hakkı başka varlıklarda da görmeye teşebbüs etmek demektir. Bu yüzden Kur’an’da şirkin büyük zulüm ve haksızlık olduğu ifade edilmiştir.

Peygamber Efendimizin ifadesi ile “Seni yarattığı halde Allah’ın bir dengi olduğunu kabul etmek” Allah azze ve celle katında en büyük günahtır. Allah azze ve celle kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamayacak ve şirk koşanların amellerini boşa çıkartacaktır. Nitekim Peygamberimiz aleyhisselam “Her kim Allah’a bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer.” buyurmuştur.

Rasulullah aleyhisselam bir keresinde kendisine has üslubu ile “Size en büyük günahın ne olduğunu söyleyeyim mi?” diye sorunca, sahabe “Evet, buyur ey Allah’ın Resulü” demişti. Bunun üzerine Allah Resulü “Allah’a ortak koşmak ve ana babaya saygısızlık etmektir.” demiştir.

Şirk koşmamak, yalnız Allah azze ve celle’ye kulluk etmek o kadar önemliydi ki miraçta çıktığı sidretül müntehada şirk koşmadan ölen kimsenin büyük günahlarının bağışlanacağı Rabbimiz tarafından müjdeleniyordu. Hatta kutlu elçi hırsızlık ve zina yapsa da Allah azze ve celle’ye ortak koşmadan ölenin cennete gireceğini ve onlara şefaat edeceğinin müjdesini veriyordu. Nitekim “Allah’ın kullar üzerindeki hakkı ona şirk koşmaksızın ibadet etmek; kulların Allah üzerindeki hakkı kendisine şirk koşmayana azap etmemektir.” buyuruyor Efendimiz aleyhisselam.

Şirki çağrıştıran davranışlar, sözler bile hoş görülmez dinimizde. Sahabenin Hz. Peygamber aleyhisselam komutasında Hudeybiye’ye gittiği gece yağmur yağar. Bunun üzerine münafıkların lideri Abdullah bin Übey “Bu yağmur güz mevsimi yıldızının işidir! Şira yıldızından dolayı bize yağmur yağdı.” der. Ardından Hz. Peygamber aleyhisselam ashabına sabah namazını kıldırır, selam verir ve yüzünü cemaate dönerek “Allah buyurdu ki: (bu gece) kullarımdan kimi mü’min kimi de kâfir olarak sabahladı. Kim Allah’ın fazlı ve rahmeti ile yağmur yağdı derse o bana iman etmiş, yıldızın yağmur yağdırdığını inkâr etmiştir. Kim de yıldızın şöyle doğup batmasıyla yağmur yağdı derse beni inkâr etmiş yıldıza iman etmiştir” der.

Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkını veren sadece Allah Teâlâ’dır. Yiyecek içecek, yağmur ekin, her ne türlü nimet varsa onu Allah azze ve celle’den başkasının verdiğine, verebileceğine inanmak şirktir. Hatta Hz. Peygamber aleyhisselam kendisine “Allah ve sen istersen” diyen kimseye “Beni Allah ile denk mi tutuyorsun!” sözüyle tepki göstermiş ve Allah isterse demesini istemiştir.

Hastalığı da şifayı da veren Allah azze ve celle’dir. Ondan başkasından medet ummak, şifa ve devayı başkasının verebileceğini beklemek de şirktir. Elbette tedaviler, aracılar ve vesileler olacaktır ama nihayetinde şifayı veren Allah’tır.

Allah azze ve celle’den başkası adına yemin etmek ve doğru söylediğine bir başka gücü şahit tutmak da şirktir. Hatta Kâbe’ye yemin etmek bile hoş karşılanmamış, “Kâbe üzerine yemin olsun” şeklindeki bir yemin “Kâbe’nin Rabbine yemin olsun” şeklinde düzeltilmiştir.

Resul-i Ekrem Efendimiz aleyhisselam her fırsatta mü’minleri şirkten uzak durmaları konusunda uyarıyor, yeni Müslüman olanlardan Allah azze ve celle’ye kesinlikle ortak koşmamaları konusunda biat alıyordu. Yine bu endişesinden dolayı veda haccında “Allah’a ortak koşmayın!” buyurarak bu hususu bir kez daha dile getiriyordu.

Fakat şirk sadece açık bir şekilde Allah’a ortak koşmaktan ibaret değildi. Hz. Peygamber aleyhisselam’ın ümmeti için endişelendiği şirk bundan çok daha tehlikeli idi. Hz. Peygamber aleyhisselam “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmalarıdır. Bilmiş olunuz ki onlar güneşe, aya veya puta tapacaklar diyecek değilim. Fakat onlar bir takım ibadetleri Allah’tan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacaklar.” buyurarak gizli bir şirk tehlikesine işaret etmiştir.

Namazı başkası görüyor diye her zamankinden güzel kılmak, başkasının hatırı için oruç tutmak, başkası takdir etsin diye sadaka vermek, ibadetlerini Allah azze ve celle’den başkası için yapmak yani riya ve gösterişe kaçmak iman bakımından son derece tehlikeli görülmüş ve gizli şirk olarak nitelendirilmiştir.

Hz. Peygamber aleyhisselam Hz. Ebu Bekir radiyallahu anh’a hitaben; “Bu canı bu tende tutan Allah’a yemin ederim ki gerçekten şirk, karıncanın deprenişinden daha gizlidir.” “Sana söylediğim zaman şirkin azını ve çoğunu senden giderecek bir şey söyleyeyim mi? De ki; Allah’ım! Bildiğim halde şirk koşmaktan sana sığınırım, bilmeden şirk koştuysam senden mağfiret dilerim.” buyurarak gizli şirke karşı uyarmış, bundan kaçınması gerektiğine işaret etmiş ve bu hususta Allah azze ve celle’ye sığınmasını öğütlemiştir.

Buna mukabil Allah azze ve celle’nin varlığına ve birliğine iman eden, O’na hiçbir şekilde ortak koşmayan, imanlarına zulüm (şirk) bulaştırmayan, O’nun nimetlerine nankörlük etmeyen, salih ameller işleyen Rablerine gönülden bağlanan mü’min kullar ise her ne kadar günah işleseler de Allah’ın rahmetine ve lütfuna kavuşacak ve Allah azze ve celle onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Şüphesiz bu kimseler yaratılanların en hayırlılarıdır. Rableri katında onların mükâfatı içlerinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah azze ve celle onlardan, onlar da Rablerinden razı olmuşlardır.

Ne mutlu iman edip salih amel işleyenlere! Ve ne mutlu Peygamberimiz aleyhisselam’a öğretilen şu duaları edip, şirk ve küfre karşı bilincini diri tutanlara: “Allah’ım! Bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım, bilmeden böyle bir şey yapmışsam senden af dilerim. Allah’ım! Fakirlikten küfürden, şirkten, nifaktan ve görsünler, duysunlar diye yapılan amelden sana sığınırım.”

Kaynakça: Hadislerle İslam

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2017

Sayı: 54

Baciyan Arşiv