Editörden

Editörden

Kıymetli okuyucu;

Toplum olarak zor bir sınavın ortasındayız. Her şey bitti, geride kaldı diyemiyoruz çünkü daha yeni ‘bismillah’ dedik. Gerilimi yüksek günlerin ortasında kaldık, sarsıldık, yorulduk, üzüldük ve ağladık. En önemlisi yerine kimseleri koyamayacağımız kişileri yolculadık ebedi âleme. Biliyoruz ki Müslüman sarsılmaz, dağ gibi durur. Biliriz ki, imtihanı veren verdiğinden daha güçlü bir sabır vermiştir. Biliriz, çünkü iman ettik biz. İman eden teslim olmuştur Rabbe. İman edeni yıkacak bir kuvvet yoktur henüz. Akıl almaz dediğimiz, şer gördüğümüz şeyler aslında birer şükür sebebi. Zira tezgâhın arkasını görmeden sadece öndekilere aldanamayız. Biz şunu da iyi biliriz ki bütün küffar toplansa, başımıza Allah’ın takdir ettiğinden fazlası gelmeyecek. “Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.” (Sezai Karakoç) Umutluyuz ve hasretle bekliyoruz…

“Tasalanma yiğidim zaman bizden yanadır.” diye boşa dememiştir şair (Nurullah Genç). Zaman ve zemin biiznillah Müslümandan yanadır. Yücelmek ve yükselmek sadece ilahi davete icabet etmekle mümkündür. Vakit, kapının aralığından bakıp kaçma vakti değil, kapıyı açıp içeri girme vaktidir. Taşın altına koyabilecek bir elin, dertten inim inim inleyen bir yüreğin var mı onu soracaksın kendine. Zira hassas bir terazi gibidir gönül, ne ağır gelirse ona eğilir. Yoruldum deyip kenara çekilmeyi akıldan geçirmemek, düşerken bile bayrağı dik tutmaya çalışmak gerek. Ve halden anlayan dost gerek bu zorlu yolda…

Bazen cahilane bir hayatın içinde sallanıyoruz. Gelip birisi durdursa da kabahat, durdurmasa da. İlim kibri yapışıyor bazı insanların yakasına. Kendinden başka ne varsa herkese düşman, ilmine dost! Sadece ilimle olmuyor cehalet, bilmediğimiz her şeyin düşmanı oluveriyoruz bir anda. Bir bilsek bilmediklerimizi öğreteni. Bir bilsek cahili olduğumuz şeylerde susmayı. Bir bilebilsek aslında hiçbir şey bilmediğimizi!

Bizler bu sayımızda ‘Cahillik’ konusuna değinmeye çalıştık. Neyin cahili olduğumuz üzerinde durduk. Kendimize ayna tutarak içimizdeki dev nefse sorduk; neyin cahiliyiz ve neyde cahiliz?

Aile Eğitimi sayfamızda çocuk yetiştirmede neyin cahili olduğumuzdan bahsettik. Birçoğumuz teoride bütün bilgi ve donanıma sahipken, pratikte büyük bir açığımız olduğunu da ekledik.

Kur’an’dan sayfamızda bu ay ‘Kasas Suresini’ işledik. Firavun’un sarayında büyüyen, peygamber olan, hatasından pişman olan, Şuayb peygambere damat olan hayâ sahibi Hz. Musa’nın hayatına doğru kısa bir yolculuğa çıktık.

Adab sayfamızda cehalet konusuna değindik. Ve hadisler ışığında cahilleri nasıl tanıyacağımızı işaret ettik.

Sağlık sayfamızda çocukların yabancı nesne yutma durumunda neler yapabileceğimizi ve bir şey yuttuklarını nasıl anlayabileceğimizi öğrendik.

Cehalet bir kör kuyudur, yükselmeye çalıştıkça o anaforun içerisinde kaybolup gideriz. Çıkmasını bilen için ilim bir basamak, kibri elden bırakmak ise ferahlıktır.

Rabbimiz bu zorlu günlerden geçerken hayatın gerçekten ‘kısa’ olduğunu hiç hatırından çıkarmayan kullarından eylesin bizi.

Zafer inananlarındır, zafer İslam’ındır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2016

Sayı: 51

Baciyan Arşiv