Eylül 2017 Zeki SOYAK

Nikah-1

Allah Teâlâ evlenip çoğalmaları, nesillerini devam ettirmeleri için insanları kadın ve erkek olarak iki cins yaratmış, birbirlerine karşı alâka uyandırmış ve cinsler arasında nikâh akdini meşru kılmıştır. Böylece fıtrî duygular, fıtrî alâkalar meşru bir zeminde hayat bulmuş ve insan nesli behimî bir yaşantıdan korunmuştur. Zina ve zinanın öncüleri olan her türlü söz ve fiiller, nikâhsız beraberlikler yasaklanmış, temiz yaratılan insanın, temiz ve nezih yaşaması için çok mükemmel hükümler konulmuştur.

Nikâh akdi ile başlayan aile hayatı çok ulvî değerler üzerine bina edilmiştir. Bu sebepledir ki tarih boyunca birçok soykırımlara, istilalara ve zulümlere maruz kalan Müslüman milletler, inançlarını, dini değerlerini koruyabilmiş, kısa bir zamanda yeniden derlenip toparlanabilmişlerdir.

Şu husus asla unutulmamalıdır ki, sağlam inançlı, sağlam karakterli fertler sağlam aileleri, sağlam aileler sağlam toplumları oluştururlar. O bakımdan fert ve ailelerin eğitimi çok önemlidir. Aile nizamı bozulmuş toplumların insanca ve huzur içinde yaşamaları mümkün değildir.

Dikkat edilsin, düşman güçler asırlardan beri İslam ümmetinin dinî ve ahlâkî değerlerini, aile düzenini tahrip etmek, aile fertleri arasındaki dinî ve millî bağları parçalamak, başıboş, sevgisiz, saygısız, itaatsiz, mesuliyetsiz bir yığın haline getirmek için büyük çaba göstermektedirler. Bunun adı sosyal ve kültürel istila, kültür emperyalizmidir. Maalesef düşmanlar bu konuda her zaman yerli işbirlikçileri, yerli uşakları bulmuş ve en büyük tahribatı onların eliyle gerçekleştirmişlerdir.

Bu bakımdan aile reislerine çok büyük vazifeler düşmektedir. Hanımları ve çocuklarını bu aşağılık istilâdan, bu kör emperyalizmden korumak için asla ihmal etmeden her türlü çaba ve gayreti göstermeli, alınması gereken tedbirleri almalıdırlar.

İslam’da aile reisi erkektir. Fakat bu reislik, aile fertleri üzerinde bir tahakküm, bir zorbalık değildir. Çok ağır bir mesuliyet, çok büyük bir vazifedir. Dinimiz, aile reisi ile aile fertleri arasındaki vazife ve mesuliyetleri en ince ayrıntılarına kadar açıklamıştır. Keyfî ve nefsânî tasarruflar ve davranışlar yasaklanmıştır. Ailede her ferdin hak ve vazifeleri doğrultusunda hareket etmeleri istenmiştir.

Ailenin huzur ve saadeti, karşılıklı sevgi ve saygıya, hak ve vazifelere riayet etmeye bağlıdır. Allah Teâlâ “Erkekler kadınlar üzerinde hâkimdirler. O sebeple Allah onlardan kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler mallarından onların nafakasını temin ederler.” (Nisa/34) buyurmaktadır.

İslam’da kadının yeri çok büyüktür. O, kocasının haramlara, günahlara dalmaması için bir örtü, evini, iffet ve namusunu koruyan, hayat mücadelesinde en yakın yardımcısı olan bir fedakârlık âbidesi, çocuklarının mürebbîsi ve ailenin ana tahtında oturan sultanıdır.

“Kadınlar sizin için örtü, siz de onlar için bir örtüsünüz.” (Bakara, 187)

Her birine ayrı ayrı üstün meziyetler verilen, ayrı ayrı güzellikler ve kabiliyetlerle donatılan kadın ve erkek, bu meziyetlerini, güzellik ve kabiliyetlerini çok iyi bir şekilde değerlendirir, meczeder, birbirlerini tamamlayarak bir ahenkler cümbüşü meydana getirebilirlerse, dünya saadetini de, ukba saadetini de yakalamış, aynı zamanda din, vatan ve millete, tüm Müslümanlara faydalı olacak, hizmet edecek, sağlam nesiller yetiştirmenin zeminini hazırlamış olurlar.

Adalet ve eşitlik, herkese kaldırabileceği kadar yük yüklemek, yaratılışına uygun vazife ve mesuliyet vermektedir. Kadın ve erkek arasında en büyük eşitliği ve adaleti İslam dini sağlamıştır. İnsanı yoktan var eden Allah Teâlâ, yarattığı kadın ve erkeğe yaratılışlarına en uygun vazifeler vermiş, hak ve vazifeleri adalet ölçülerine göre belirlemiştir.

Maalesef zamanımızda bir kısım Müslüman kadınlar, cehaletleri sebebiyle feminist düşüncelerin, Batı’nın bu hastalıklı, bu tahripkâr cereyanının tuzağına düşmektedirler.

Aile nizamını bozan, Kur’an ve sünneti göz ardı eden, hatta savundukları hastalıklı ve yıkıcı düşüncelerine set çeken bir kısım hadis-i şerifleri, red ve inkâr eden davranışlar sergilemektedirler.

Bu gibi kadınlar güya İslam adına hareket ettiklerini zannediyorlar. Fakat aslında nefislerine ve şeytana uyuyor, İslam’ın aile düzenini yıkmaya matuf çalışmalara bilerek veya bilmeyerek yardımcı oluyorlar. Neticede aile düzeni bozuluyor. Kadın kendi başına buyruk yaşıyor. Karşılıklı sevgi ve saygı yok oluyor. Çocuklar sevgisiz ve ilgisiz kalıyor. Ailede bir başıboşluk hüküm sürüyor.

Tüm İslam ülkelerinde yer yer bozulan aile düzenini yeniden ve en iyi bir şekilde tesis etmek için her türlü çaba ve gayret gösterilmeli, bu konuda kadınların eğitimine ağırlık verilmelidir. “Yuvayı yapan dişi kuştur.” atasözü rastgele söylenmiş bir söz değildir. Yuvayı yapan bu dişi kuş iyi eğitilmezse kurduğu yuvanın ne demek olduğu iyi anlatılmaz, iyi öğretilmezse yuvayı yapan kuş, yuvayı yıkan kuş olabilir.

Kızlarımız ve gençlerimiz evlenme çağına geldiklerinde ve hatta daha önce aile hayatı, aile düzeni, karı kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri, yardımlaşmaları, fedakârlıkları, çocuk bakımı ve eğitimi ile ilgili doğru bilgilerle donatılmalıdır.

Evlilik çağına gelen gençlerimiz, zamanında evlendirilmelidir. Fakirlikten dolayı evlilik imkânı bulamayan gençlerimize yardım eli uzatılıp evlenmeleri sağlanmalıdır.

Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışlı olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” (Nur, 32)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır:

“Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik, gözü haramdan, ferci (zinadan) daha iyi korur. Kimin gücü yetmiyorsa o da oruç tutsun. Çünkü oruç şehveti kırar.” (Müslim)

“Ashab-ı Kiram’dan üç kişi, Peygamberimizin hanımlarının evlerine gelerek, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ibadetinden sormuşlar. Kendilerine O’nun ibadetinden haber verilince herhalde bunu az görerek “Biz nerede, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nerede? Allah O’nun gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmiştir.” demişler. Bunlardan biri “Ben ilelebet geceleri namaz kılacağım.” diğeri, “Ben de ömrüm boyunca oruç tutacağım.” öteki de, “Ben de kadınlardan uzak kalacağım, ebediyyen evlenmeyeceğim.” demiş. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gelip bundan haberdar olunca:

“Şöyle şöyle diyenler sizler misiniz? Dikkat edin. Vallahi sizin Allah’tan en ziyade korkan ve sakınanınız benim. Lâkin ben hem oruç tutarım, hem tutman. Hem namaz kılar hem uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” buyurmuşlardır.” (Buhari)

Diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

“Kim evlenirse imanının yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı hakkında ise Allah’tan korksun.” (Tâberâni)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2017

Sayı: 350

İlkadım Arşiv