İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim / Münevver Ayaşlı

Kıymetli İlkadım Kitaplığı okuyucularımız. Bu ay sizlerle Timaş Yayınlarından çıkan Münevver AYAŞLI hanımefendinin hatıralarından oluşan İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim isimli kitabı inceleyeceğiz.

Hatırat türünde kitaplar son yıllarda çoğalmaya başladı. Önemli makamlarda bulunmuş, önemli kişilerle teşrik-i mesai yapmış kişilerin hatıraları gelecek nesiller için bir hazine mesabesindedir. Nice kıymetli hatıralar yazıya geçirilmediği için unutulup gitmiştir.

Münevver AYAŞLI’nın (1906-1999) yaşadığı zaman dilimi, tanıştığı kişiler göz önüne alındığında hatıraları bizler için çok kıymetli hale geliyor. Çünkü Osmanlı Devleti zamanında doğuyor, Osmanlı’nın değişik vilayetlerinde yaşıyor, Osmanlı Devleti’nin yıkılışına şahitlik ediyor, o dönemin en önemli simalarıyla aynı sofrada bulunma imkânı elde ediyor, 93 yıllık bir ömür sürüyor. Babasının ve eşinin işleri münasebetiyle de sıradan bir vatandaşın görüşemeyeceği kişileri yakından tanıyor.

Köklü aile yapısı ve eşinin bulunduğu önemli devlet hizmetleri sayesinde; Abdülhak Hamid’den Halide Edip Adıvar’a, Mithad Cemal Kuntay’dan Asaf Halet Çelebi’ye, İsmail Hami Danişmend’den Burhan Toprak’a kadar birçok önemli ismi çok yakından tanıyan Münevver Ayaşlı’nın hem hatırat edebiyatımıza hem de tarih ve kültürümüze belki en büyük katkısı işittikleri, gördükleri ve bildiklerini yazıya geçirmiş olmasıdır. Hatırat bırakmadan giden önemli kişilere de kızıyor Münevver AYAŞLI hanımefendi.

Münevver AYAŞLI kendisini bir tarihçi olarak görmüyor. “Görebilmek, duyabilmek ve bir devri rivayetiyle, dedikodusuyla nakletmek… İşte tarihe ve tarihçiye en büyük hizmet. Tarihçi bu yazıları ayıklasın, istediklerini alsın, istemediklerini bıraksın.” cümleleriyle özetliyor bu konudaki düşüncelerini.

Kayınpederi Sultan Abdülaziz zamanında saray kâtibi olduğu için o dönemlerle de ilgili bizlere bilgi veriyor. Sultan Abdülaziz’in şehit edilmesi ve Hüseyin Avni Paşa’nın bu elim işteki vazifesi bizlere anlattıkları arasında.

Cumhuriyet döneminde nice cücelerin bizlere dev olarak tanıtıldığını görüyoruz kitabımızda. Mesela Yakup Kadri bir gün evinde şu itirafta bulunuyor: “Mebus tayin olunmasam, ilk mektep öğretmeni bile olamam.” Yazarımız da bu tespit üzerine şu çarpıcı yorumda bulunuyor: “Zaten bütün bu insanlar (Falih Rıfkı, Yakup Kadri, Ruşen Eşref) fikir ve heyecan adamı değillerdi, bunlar ikbal adamı idiler.”

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2017

Sayı: 350

İlkadım Arşiv