Nisan 2016 Editör

İlkadım'dan (Sayı: 333)

Selam İmam Hatiplim, Selam Senin Ruhuna

Kıymetli Okuyucu;

“Mü’minim” diyen herkesin şuurlanmasında hatırı sayılır derecede emeği bulunan merhum bir siyaset büyüğümüzün ifade ettiği gibi “Bir çiçekle Bahar gelmez. Ama Bahar’ın gelişini müjdeleyen bir çiçektir.”
Başına ‘Millî’ kavramını alsa da bir türlü ümmetin sesi olamayan eğitimin sisteminin kendi ekip biçtiği gayri milli bahçedeki çiçeklere baktığımızda görüyoruz ki millî’lik istidadı taşıyabilme noktasında ilk göze çarpan çiçek İmam Hatip Okulları. Bu okullar ki “Şehadet parmağını boyunun yettiği en üst noktaya kadar kaldırıp da heyecanla kendisine söz hakkı verilmesini bekleyen bir talebe” gibi…

Eğitim sisteminin sadece çiçeklerle değil dikenlerle de süslü(!) olan gülşeninde serpilerek büyüyen fertler olan öğrenciler, İmam Hatip okullarının can suyu mesabesinde. Okulların üzerinde bulunduğu zemini bahçeye benzeterek devam edersek, sistemin çatısı altında bulundukları için meselenin baş faktörü noktasında duran bahçıvanlar olmaya en layık kişiler de öğretmenler.

Bu durumda; çocuklarımız birer tohum, velilerimiz tohumu bahçeye bizzat eken ellerin ve mesuliyetin asıl sahibi, öğretmenlerimiz de bahçeye ekilen tohumları büyütüp şuurlanmaları için budayacak olan bahçıvanlar.

Cumhuriyet’ten daha kıdemli olan ve gülşende millî olma itibariyle ilk göze çarpan çiçek olarak dikkat çeken İmam Hatip Okullarının temeli 1913 yılına dayanıyor. 1913 ki Cihan Harbi’nin arifesi. 1913 ki Çanakkale’ye iki var. 1913 ki Balkan savaşlarının hemen ertesi… 1913 ki Devlet-i Âl-i Osman ayakta. Kadim geçmişimizde ilk olarak Medrestü’l Eimmeti ve’l Hutaba tabelası taşıyan okullarımızın bugünkü adı İmam Hatip Okulları/Liseleri.

1913 yılını vurgulamakta ısrarcıyız. Çünkü hilafeti hala bünyesinde taşıyan, dini İslam olan bir devlet o yıl ayakta. İmam Hatipleri, Medrestü’l Eimmeti ve’l Hutaba adıyla açanlar Osmanlılardır. O yüzden bugün adına İmam Hatip okulları veya liseleri dediğimiz kurumlar birer Osmanlı emanetidir. Öğrencisinden, öğretmenine, stajyerinden, müdür ve hizmetlisine kadar bu kurumların mensuplarına birer Osmanlı evladı oldukları ve Osmanlı deyince de ilk akla gelenler ne ise ona göre davranmaları, sorumluluklarının farkında olmaları gerektiği, ilke ve devrimlerle ümmetin çalınan değerlerini yeniden bulup iade etme görevinin ‘öncelikle’ kendilerine düştüğü usulünce, bıktırmadan, alabildiğince sevdirip şuurlanmaya vesile olacak bir ısrarla her fırsatta, belirli gün ve haftalarda tekrar tekrar izah edilmelidir. Mevzu, önce “din ü devlet” diyen Osmanlı şuuru ve ruhu ise konu ne olursa olsun et-tekrarı ahsen velev kane yüz seksendir.

Biz meseleyi İmam Hatip okullarından ibaret görmüyoruz. Ama mevcut ahval ve şerait içinde İmam Hatiplerin olmadığı bir sistemde de zaruret miktarınca da olsa oksijen almakta zorlanıyoruz. İmam Hatip okullarının profili 20-30 yıl önceki halinden uzakta olabilir ama bu, bizim İmam Hatipleri istenilen seviyeye tekrar getirme noktasında çekeceğimiz zahmetten kurtulmamızın bahanesi olamaz. Zira ne başımızdan geçenleri ne de Mehmet Emin Ay’ın seslendirdiği İmam Hatip ezgilerini ve marşlarını unutmadık.

***

1992 yılının Nisan ayında besmelesini çekerek ilk adımını atan el emeği göz nurumuz, 333. sayısıyla 25. yılında “Okuyun, okutun, abone olun.” çağrısıyla yürüyüşünü devam ettiriyor. Bu yolculukta İlkadım ailesini yalnız bırakmayan A’dan Z’ye kadar herkese müteşekkiriz.

***

Beyoğlu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden Mustafa Yasir Demirkol kardeşimiz, Çanakkale hakkında yazdığı kompozisyonla İstanbul 2.’si olmuş. İlkadım Dergisi olarak kendisini tebrik ediyor, muvaffakiyetlerinin devamını diliyoruz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2016

Sayı: 333

İlkadım Arşiv