Heyecanımız Kadar Canımız Var

Dünyada hangi işi yaparsak yapalım heyecan ve aşk varsa yaptığımız iş bambaşka oluyor. Heyecanın alt yapısında muhakkak birçok duygu ve oluşum vardır. Hayatın bizzat kendisinin heyecan olduğu da bir hakikattir. Heyecanımıza hâkim olup soğukkanlı karar vermemiz gereken olaylar azımsanamayacak kadar çoktur elbet.

Ama bizi yine önemli kararların öncesine getiren şey de heyecanımızdır. En çok heyecanı aradığımız yerler ise önceden yaparken mutlu olduğumuz işlerin artık sıradan hale gelmesidir. Yeni bir heyecan gerekir yıllardır yaptığımız işte başarılı olmak için.

Mesleğimizde heyecan, yaptığımız işin kalitesini artırırken zaman içerisinde kariyer basamaklarını birer birer tırmanmamızı bile sağlayabilir. Sosyal hayatta heyecan ise yeni arkadaşlıklar yeni dostluklar kurulmasına direk etki ettiği gibi hayata bakış kalitemizi de artırır. Aile hayatımızda heyecan ise ev halkının yüzünün gülmesini sağlar. Yapılan sürpriz yemekler ya da organizeler aileyi birbirine bağlar.

Birey olarak yaptığımız eylemlerde de heyecanın hayatımıza renk kattığı net bir şekilde görülür. Heyecanın eksik olmaması gereken en önemli alan ise kulluğumuzdur. Çünkü kulluk hayatımızdaki heyecan birey olarak bizi, sosyal hayatımızı ve aile yaşantımızı direk etkiler.

Heyecanda Ne Var?

Heyecanı bile heyecanlandıran üç duygu vardır. Sevgi, korku ve coşku. Bu üç duygu dışında da heyecanla direk bağlantılı duygular vardır. Biz bu yazıda bu üç duyguyla heyecanlandık.

Kulluğumuz

İnsanız, kıymetliyiz. Çünkü kâinatın sahibi, yöneticisi ve rızık vericisi Rabbimiz bizi sevdi ve sorumluluk sahibi kıldı. İnsan aklı, ilmi ve iradesiyle diğer varlıklardan farklı ve değerli kılındı. Allah azze ve celle insana kulluk gibi özel ve güzel bir vazife verdi. Zariyat Suresi 56. ayette “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyuruldu. Kulluk bir imtihandı. “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk, 2.)

Kulluk vazifesi ile şerefli kılınan insan, hidayet rehberi Kur’an-ı Kerim ile rotasız bırakılmadı. “O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, muttakiler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” (Bakara, 2). En güzel örnek efendimiz aleyhisselam ile de canlı Kur’an’a kavuştuk. Biz Kur’an-ı Kerim ve Peygamber efendimizle çok büyük değer kazandık.

Kulluk bir fıtrat vazifesidir. Kulluk, ruhani ve cismani mekanizmaların yaratılış amacını gerçekleştirmeye yönelik bir kutsal eylemler dizimidir.

Kulluk Heyecanımız

Kulluğumuzda zaman zaman heyecan kaybı yaşanabiliyor. Bizler bu heyecanı diri tutmak için gayret sarf etmekle ve kulluğu zirvede yaşayan örnekleri takip etmekle yükümlüyüz. Peygamber efendimiz başta olmak üzere asrı saadetin çileli ama mutlu, kıt imkânlı ama üretici o özel insanları kulluğumuz için önemli rehberlerdir. “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha, 5) ayeti efendimizle Kur’an’ın tüm ayetleri gibi ete kemiğe büründü. İnsan suretinde, insanlar arasında dolaştı.

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud, 112) ilahi emri ihtiyarlatacak dereceye getirdi efendimizi. Peygamber efendimiz Rabbimizi çok sevdi. Geceleri kıyam ve secde ederek saatlerce sevgisini namazla sundu. Cenabı Hakk buyurdu: “Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.” (Fetih, 1-2 ) Bu ilahi garanti efendimizi tövbe ve istiğfar etmekten, gözyaşı dökmekten alıkoymadı.

Kulluk heyecanı zirvede olan peygamber efendimiz bu heyecanı insanlarla ilişkilerinde de çok iyi kullandı. “Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah” sözü yaşanan bir cümle olarak önce gönüllere sonrada satırlara yazıldı. Hem Mekke’de hem de Medine’de inanılmaz zorluklar yaşandığı halde kulluk coşkusunu hep diri tutan peygamber efendimiz insanlık tarihinin en güzel talebelerini de heyecanla yetiştiriyordu. Onların sevgisi, korkusu ve coşkusu kulluk heyecanlarından kaynaklanıyordu.

Sevgi gerçek manasını asrı saadette buldu. Allah sevgisi, peygamber sevgisi ve insan sevgisi. Kardeş yapıyordu bu sevgi; Farisi ile Habeşliyi, siyahı ve beyazı, Arap ile Acemi. Yaşlı-genç, zengin ve fakir ayrımı da yoktu onların sevgisinde. Sevgiye menfaatte katmamışlardı bu mübarek önderler.

İşte o önderlerin birincisi, bir incisi Hz. Ebu Bekir efendimiz servetini harcayarak kardeşlerini zalimlerin ellerinden kurtarıyordu. İnsana sevmeyi öğreten bir abide de Hz. Ömer efendimiz. Canından çok sevdi Peygamberimizi.

Hele Hz. Ali’nin bir sözü vardı ki sevgi ve kardeşliğin sınırları çiziliyordu bu muhteşem tespitle. İnsanlarla iki şekilde kardeşiz. “Bir, Hz Âdem’den kardeşiz. İki, İslam kardeşiyiz.”

Cehennem korkusuyla ağlayanın gözyaşları kulluk heyecanının damlalarıydı.

Kulluk heyecanımızı direk etkileyen duygulardan biri de korkudur. Başta Allah’ın sevgisini ve rızasını kaybetme endişesi ve tabi cehennem azabı korkusu. Bu korku bizi heyecanlandırmalı. Başta günahı kebair olmak üzere tüm fuhşiyat ve münkerattan uzak tutmalı.

Kulluk Heyecanında Coşku

Beşikten mezara kadar ilim tahsil ederken denizdeki balıklara varıncaya kadar mahlukattan dua almak, en hayırlı olmak için Kur’an öğretmek ve insanlara faydalı olmak, Allah yolunda cihat ederek kazançlı alışverişin peşinde koşmak, yeni insanlar kazanmak... İslam adına, bize coşku katmalı, heyecan katmalı. Şehitlere, alimlere, salihlere ve sadıklara kattığı gibi.

Kulluk heyecanını diri tutan, insanlara yol gösteren, okuyan, düşünen, ilmi ile amil alimlerimiz bu asırda da yaşamakta ve insanlığa yol göstermeye devam etmektedir.

Hz. Hamza, Halid b. Velid ve cihat cephesinin örnek insanlarını kendine önder eyleyip dünyanın dört bir yanında İslam uğruna çarpışan kardeşlerimiz, mücahitlerimiz var, kulluk heyecanı alabileceğimiz.

Hayatını, malını ve mülkünü İslami hizmette değerlendiren, hastalığında dahi hizmet ömrü isteyen, mefkûresi İslam olan dava erleri var ve biiznillah olmaya da devam edecek.

Rabbim kulluk heyecanımızı canımızı alana dek devam ettirsin. Son sözümüz heyecanla söylediğimiz “La ilahe illallah. Muhammedün rasulullah.” mübarek cümlesi olsun.

Selam ve dua ile.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2016

Sayı: 330

İlkadım Arşiv