Eylül 2017 Nuri ERCAN

Gez Dolaş Evlenme

Allah’ın hükümlerini devamlı uygulanır kılamayınca, hükümlerin sadece itikat bölümleri düşünce dünyamızda yer etmektedir. Hz. Peygamber’in risaletinin önemli bir bölümünü oluşturan Mekke dönemi Kur’an hükümlerinin tatbik altyapısını hazırlama dönemi iken; risaletin diğer kısmını meydana getiren Medine dönemi Allah emirlerinin hem uygulama, hem yüzyıllar boyu numune-i imtisal olabilecek vasıflara büründürme evresi olmuştur. Kur’an’ın inme süreci aynı zamanda emirlerin ve yasakların gelenek halini alarak, gelecek nesillere aktarılabilecek berraklığa sahip ibadet/kulluk örneklerinin sunulduğu zaman dilimi olmuştur.

Modern insanın en önemli noksanlarından birisi de istikrarsızlıktır. Devam ve sübut kavramlarının desteklediği istikrar, mü’min için istikamet anlamını ilk önce ifade eder. Son asırlarda, Modernizmin iğvalarından Müslümanlar da maalesef kurtulamamışlardır. Öğrendiği doğruları kendisine ölüm gelinceye kadar savunan ve uygulayan bir medeniyetinin çocukları olduğumuzu hatırlarsak, iman ve ibadetlerimizde istikrasızlık bize yakışıyor mu sorusunu kendimize sormamız kaçınılmazdır.

Caddelere, sokaklara, insanların konuşmalarına, televizyon programlarına tefekkür ederek dikkatlice baktığınızda, kahir ekseriyetle insanların gizli bir gündemle aslında aynı şeyleri istedikleri, aynı hedeflere koşuşturmakta oldukları ve aynı duyguları paylaştıklarına şahit olursunuz. Bu durumu, içerisinde, çaresizliğinin farkında bile olamayan, kurtulmak için hiçbir fikir üretemeyen insanların var olduğu, büyük bir dünya çukuru manzarasına benzetebiliriz. Ne yazık ki, Emsalü’l-hadislerden birisinde örneklendirilen iyi yolcuların günümüzdeki iz düşümü hiç de hoş değildir. Söz konusu hadis-i şerifte Efendimiz iyilerin kötülere ve kötülüklere daima müdahil olabilecek potansiyelde olması gerektiğine işaret etmiştir. Efendimizin beyanına göre, geminin alt kısmında seyahat eden kötüler su ihtiyaçlarını gidermek için gemiyi delmeye karar verdiklerinde iyilerin hemen onları engellemesi kaçınılmazdır. Çünkü iyiliğin sonucu budur. Tersi gerçekleştiğinde iyi kötü herkes denizde boğulmaya mahkûmdur.

Dünyevi istekler ve nefsanî arzuların tatmini sanki hepimizin gizli gündemi gibi olmuş. Ucundan, kıyısından kenarından bu amaçları gerçekleştirmek için çaba harcıyoruz. Diğer taraftan Mutlak Hakikatleri savunurken mırın kırın ediyoruz. Allah’ın hükümlerini uygularken gönülsüz davranıyoruz. İslâm tarihi boyunca kınayanların kınamasından çekinmeden uygulanmış dini gelenekleri tatbik ederken utanır hale evirilmişiz. Utanmasak bile uygulamalarımızda saflık kaybolmuş durumda.

Bu girizgâhı son dönemlerde kız isteme yöntemlerine bir yenisinin, “Gez dolaş evlenme!” uygulamasının eklemlenmesi dolayısı ile yapmış bulunuyoruz. Gerçekten böyle! Bugünün modası bu. Gez dolaş evlenme! Daha düne kadar görücü usulü mü, başka usuller mi tartışması yaparken deli oğlan köprüyü geçmiş durumda! Deli oğlan başkasının değil; bizim oğlumuz! Oysa evlenmek için kız isteme/seçme konusunda Kur’an ve Sünnetten neşet eden yöntem şöyledir: Evlenmek isteyen kişi evleneceği kızı/kadını kendisi veya birilerinin tavsiyesi ile seçer. Evleneceği kızın soyunu sütünü araştırır. Kendi ailesine durumu bildirir. Sonra kıza talip olunduğunu beyan eder. Kız tarafı da kız ve erkeğin görüşmesi için izin verir. Mahremlerinin yanında kız ve erkek kısa bir süreliğine görüştükten sonra genel olarak birbirlerini tanımış olurlar. Hatta genel olarak tanıyamadıklarına kail olununca görüşme aynı şartlarda yeniden yapılır. Bir süre sonra üç aşağı beş yukarı kararlar verilir. Erkeğin verdiği karar, asgari müştereklerde (Az da olsa ortak yönlerin varlığı) anlaşabileceği kanaatine dayanır. Kızın vereceği karar farklı yönlerden olsa da yine asgari müştereklere dayanmalıdır. (Bu yöntem, fıkıh kitaplarımızın Hıtbe bölümlerinde ayrıntılı bir şekilde anlatılır.)

“Gez dolaş evlenme” yöntemini zorunlu ya da gönüllü uygulayanların birinci gerekçesi muhatabı tanımaktır. Öncelikle bu iddiaya ayet ve hadisleri aklımızın bir kenarında tutarak akıl ve mantıkla cevap vermeye çalışalım.

Bir kere tanımak iddiası yersiz ve mesnetsiz bir iddiadır. Çünkü insanın bir insanı tam olarak tanıması neredeyse imkânsızıdır. Hele hele Allah Teâlâ’nın karmaşık bir şekilde yarattığı kadını tanımak büsbütün muhaldir. Hem tanıyıp da ne yapacaksın! İnsan sırlar taşıyan bir varlıktır. Sırrı ile ölen nice eşler var olmuştur. Ayrıca insandaki duyguyu nasıl tanıyacağız! Üstelik bütün duygularını muhatabına aktarmanın saçma olduğunu bile bile tanımak nasıl olabilir! Diğer taraftan, insanın bütün duygularını karşıdakine boca etmesi insani değildir. O halde bu iddianın arkasına düşerek flört yapmak bir Müslüman gence hatta iki Müslüman gence yakışmaz.

Bu yöntemi popüler gençlik uydurmalarına kanarak uygulayan gençlerin bir türlü anlayamadıkları hakikatlerden bir diğeri de, cinslerin birbirlerini tanımalarının yüzde yüz olmasa da evlendikten sonra gerçekleşmeye başlıyor olduğudur. Bunu gerçek tanıma olarak da adlandırabiliriz. Peki neden? Nikâh, iki taraf için de bir sigortadır da ondan. Nikâhtan sonra salıverir çiftler kendilerini. Nikâh bağı ile bağlı olduklarından güvenirler birbirine. Kadın erkeğe sığınır ve eksiklerinin ortaya çıkmasından çekinmez. Erkek de bir dert ortağı bulduğu için kendinin tanınmasına, bilinmesine kızmaz.

“Gez dolaş evlenme!” metodu gereği birbirini tanımaya gayret eden ve bunu aylarca senelerce sürdüren mü’min gençlerimizin anlayamadıkları diğer bir mesele ise, ikisinin de diğerine yalan söylemek zorunda kalacakları ya da bazı gerçekleri gizlemenin efdal olduğu zehabına gitmeleridir. “Olamaz, Müslüman yalan söylemez” dediğinizi işitir gibiyim. Evet, evet söyler! Söylemek zorunda kalır. Olmadı gizler. Başka türlü olmaz çünkü. Siz beğenilmek durumundasınız ve beğenmek istiyorsunuz. Bu durumda kötü huylarınızı, günahlarınızı, saplantılarınızı, sıkıntılarınız açıktan anlatırsanız beğenilmeyebilirsiniz. Her şeyi açık açık anlattığınız da ise garip karşılanırsınız. İşin gizemi ortadan kalkar. Sır kalmaz. Oysa beğenme her bakımdan tanıma sonucunda değil cüzi bir hayranlık ve kısmî takdir neticesinde ortaya çıkar. Sonra evlenmeden önce tanıma uğruna her şeyi öğrenirseniz evlenince ne konuşacaksınız demezler mi adama! Boş işler boş!

“Gez dolaş evlenme” yöntemi gençlerin gerçekten evlenme dürtülerini yavaşlatmaktadır. Cinslerin daha evlenmeden birbirlerine kapalılıklarının ortadan kalkması evliliğin cazibesini yok etmektedir. Sonuçta gençler sahte bir doyuma ulaşmaktadır. Bu doyum ev işleri ve yemek bakımından kadına olan ihtiyacın gittikçe azaldığı günümüzde evlilik isteğini köreltmektedir. Diğer taraftan Evlenmek amacı ile birçok karşı cinsle gezip tozmalar gayeyi unutturup aracın gayeleşmesine sebep olabilmektedir. Ayrıca haram yollara sapma isteğini artırmaktadır. İşte bu sebepten de yazımıza “Gez Dolaş Evlenme” başlığını uygun gördük.

Yüzyıllardır mükemmele yakın metotlarla evlilik müessesini devam ettirmiş bizim gibi asil bir milletin, uyduruk gerekçelerle flörte kamuflaj yaparak helalleştirmesi iman ve ibadetteki istikrarımıza vurulan darbelerden biri olacaktır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2017

Sayı: 350

İlkadım Arşiv